Bir Almanın Gözünden Zeytun Ermeni Olayları
BİR ALMAN MÜHENDİSİN GÖZÜNDEN 1895 ZEYTUN İSYANI
(W. E. Siehe1895 Zeytun isyanı ile ilgili tespitleri)
Her nasıl olursa olsun 1895 senesi Teşrin-i Evvelinde Zeytun’da isyan zuhura geldi. Ekserisi bu isyanın naçar kalmalarından ileri geldiğine hükmediyorlar. Bu mugayir-i hakikattir. Çünkü bu isyana Ermeniler senelerden beri bir plana tevfikan hazırlanıyorlardı. Fransızca Export Gazetesi Ermenilerin bu isyana 80 senesinden beri hazırlandıklarını yazıyor. Bir hayli zamandan beri silah ve endaht ihtiyacatını ithal ve izhar ediyorlardı. Şimdi ise bu husus Ģedidül-meal kavanin ile men edilmiştir. İşte işe böyle başladılar. Ve burada icra ettikleri harekât makul olmadığı gibi pek zalimane idi.
Şehirden takriben bir çeyrek mesafede ve bir miktar mütemekkin hale konmuş bir kışla-i hümayun mevcut olup takriben 200 asker mahsur kalmış idi. Bunlar su ihtiyaçlarını taht-el arz cereyan eden bir suyun kışla derunundaki mahzene teraküm etmesiyle def ediyorlardı.
Ermeniler asakir-i şahaneyi harbe gayr-i salih bir hale getirmek için şeytanî bir vasıta bulup bu da bir öküz kanını mezkûr cârî suya karıştırıp mahzendeki suyu taaffünleştirmek oldu. Bunun üzerine bit-tabi susuz kalan asakir-i şahane teslime mecbur olup topları çivilemek isteyen bir mülazım derhal şehit edilip kan izleri elan kışlada görülüyor. Esirler alınarak ayrı ayrı hanelerde iskân ettirilip günün birinde müdafaaya muktedir olamayan bu biçaregân koyun gibi Ermeniler tarafından katledildiler.
Doktor Lepsius’tan bu babda asla istihsal-i malumat edemiyoruz. Yalnız “Zeytun’da bilhassa Ģayan-ı dikkat bir hal vuku bulup bu da elan muhtac-ı tedkikdir.” demekle iktifa ediyor.” bahsettiği kışla daha önce de bahsi geçen 1878 yılında yapılan kışladır.
- Osmanlı arşiv vesikalarına göre ise ;
1895 yılında isyan başladığında bu kışlada Miralay İffet Bey komutasında 562 asker bulunmaktadır. Ermeniler tarafından kuşatılan kışladan 97 asker bir vesile ile kurtulmayı başarmış, geride ise 465 asker kalmıştır. Başka bir vesikada ise kışlada 400 asker mevcut olduğu belirtilmektedir.
Bir grup Ermeni 28 Ekim 1895 günü kışlanın kuzeydoğu tarafındaki tepelerden gelen su kaynağını kesmişler, diğer grup ise kuzey ve güneyden saldırıya geçmişlerdir. Kuşatma nedeniyle aç ve susuz kalan askerler, Ermenilerin kışlayı yakma tehditleri üzerine 30 Ekim 1895’te teslim olmuşlardır.
Esir alınan askerler kasabaya getirilerek Ermenilerin evlerine yerleştirilmişlerdir. 15 Aralık 1895’te Zeytun üzerine askerî harekâtın başlaması nedeniyle bu esir askerlere kış günü elbiseleri çıkartılarak işkenceler edilmiş, ölüm haline getirildikten sonra ise derileri yüzülmek ve Ermeni kadınları tarafından balta ile parçalanmak suretiyle şehit edilmişlerdir.
Gerek Osmanlı, gerekse de ingiliz arşivinde bu katliamı doğrulayan çok sayıda belge mevcuttur.
W. E. Siehe, yazısının devamında Ermenilerin yaptıkları katliamları anlatmaya devam etmektedir.
“Zeytun’un cihet-i cenûbisinde Çerkez Köyü namında bir köy mevut olup bu köyün kâffe-i ahalisini erkekler, karılar ve çocuklarını tasavvur edilen en zalimane bir surette katlettiler.”
Bu bilgiyi verdikten sonra da katliamın soruşturulmasında Mersin’de bulunan Alman Konsolosundan da bilgi alınmasını, sadece her daim Ermeniler tarafında yer alan ingiliz ve Amerikalıların mübalağalı ifadelerine kesinlikle itibar edilmemesini istemektedir.
Zeytun’da isyanın giderek genişlemesi üzerine Osmanlı Devleti daha ciddi tedbirler alma yoluna gitmiş ve Miralay Ali Bey emrindeki kuvvetler 23 Aralık 1895’te Zeytun Kışlası’nı ermenilerden geri almıştır.
Bir yolunu bulup kışladan çıkarak kasabaya sığınan isyancılar üzerine askerî harekât yapılması için Mustafa Remzi Paşa görevlendirilmiştir.
“Soğuk kışta Zeytun’un muhasarası hakikaten fevkalade müşkül idi. Asakir-i şahane soğuktan ve me’kûlatın iyi olamamasından müteessir olup yolların intizamsızlığı me’kûlatın muntazaman i'tasını gayr-i mümkün kılıyor idi. Ve ordu-yı şahane bu yüzden harikulade telefata dûçar oldu.
Bu esnada ve ilkbahar takarrup etmek üzere iken birkaç top celp edilip Zeytun’daki Ermenilerin vesâit-i taayyüşiyeleri hitam bulmak ve müddet-i cüziye zarfında Zeytun zapt edilmek üzere olduğundan Devlet-i Âliye Harp Kanununa tevfikan her eli silah tutanın idam edilmesi lazım gelir idi.
Bunun üzerine Fransız ve ingiliz konsolosları tavassut edip Devlet-i Âliye kumandanlarıyla Ermeni asileri rüesası beyninde Zeytun Hükümet-i Osmaniyeye teslim edilmek ve Ermeni asileri salimen salıverilmek şartıyla bir mukavele yapılıp Ermeniler dört rüesası vasıtasıyla teslim edilip rüesa-i asakir-i şahane muhafazası tahtında bir vapura irkâben memalik-i şahaneden salihan ihraç edildiler.
Ve Hükümet-i Osmaniye şimdiye kadar sözünde izhar-ı sadakat etti. Bu dört eşkıya rüesasının biri eski Ermeni kraliyet hanedanından olup asilere kumanda etmek ve kraliyet tesis etmek üzere Ermeniler tarafından celp edilmiş olup diğer üçü de Ermeni idiler.”
Ağır kış şartları ve bölgeye ulaşımı sağlayan yolların intizamsızlığı gibi nedenlerle özellikle yiyecek ihtiyacının yeteri kadar karşılanamaması askeri zor durumda bırakmış ve kuşatmada bir türlü sonuca varılamamıştır.
Ancak, kuşatmanın uzamasına en büyük neden kasabada bulunan kadın, çocuk ve acizlere zarar verilmemek istenmesidir. Birbirleri üzerine yapılmış ahşap evlere sığınan Ermeni isyancılara yönelik bir harekâtta sivillerin zarar görme ihtimalinin oldukça yüksek olması, kesin sonuca götürecek harekâtın yapılmasını engellemiştir.
Aralık ayının sonuna kadar kuşatmanın uzaması üzerine Halep’te bulunan Ferik Edhem Paşa’nın Mustafa Remzi Paşa yerine Zeytun’a gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu arada Ermenilerin beklediği müdahale gelmiş ve ingiltere, Fransa, Rusya, Almanya, italya ve Avusturya devletleri Zeytunlu isyancı Ermenilerle Osmanlı Devleti arasında aracılık teklif etmişlerdir.
Bu teklifi kabul etmek zorunda kalan Osmanlı Devleti, W. E. Siehe’nin ifadesi ile “Devlet-i Âliye Harp Kanununa tevfikan her eli silah tutanın idam edilmesi lazım gelir” iken Agasi, Abah, Mleh ve Hraçya adındaki asi Ermeni elebaşlarının salıverilmesi ve salimen yurt dışına çıkışlarının temin edilmesini de ihtiva eden şartları kabul etmek zorunda kalmıştır.
Sınır dışı edilen bu dört Ermeni elebaşısının birinin eski Ermeni kraliyet hanedanından olması ve kraliyet tesis etmek amacıyla Ermeniler tarafından getirtilmesi, Ermenilerin Zeytun isyanı neticesinde kuracakları devletin kralını dahi belirledikleri anlamına gelir. Bu kişi isyan süresince asilere kumandanlık ederek halkın nazarına lider olarak sunulan Agasi’dir.
Agasi, Haçin (Saimbeyli) Kazası ahalisindendir. istanbul, Amerika ve ingiltere’de tahsil görmüş, Fransa’da bulunmuştur. 1893 yılında Kıbrıs’a gitmiş oradan çok miktarda silah ve cephane ile birlikte Zeytun’a gönderilmiştir. Yelkenli bir gemi ile önce Süveydiye (Samandağ)’ye gelen Agasi burada bulunan Ermenilerin tamamını Hınçak komitesine üye yapmıştır.
1894 yılı Mart ayı başlarında Maraş’a gelen Agasi, Zeytun isyanını tertiplemiş ve yönetmiştir...
Ermeniler, 1895 yılında Zeytun’da çıkardıkları isyana uzun zamandan beri hazırlanmakta ve bölgede Ermeni Krallığı’nı tekrar tesis etmeyi amaçlamaktadırlar. Hatta isyanın planlayıcısı ve icracısı olan Agasi eski Ermeni hanedanından olup, kurmayı düşündükleri krallığın başına geçmeyi planlamaktadır. Ermeniler bütün bu işleri yaparken de Avrupa’nın mutlak surette kendilerine yardım edeceğini düşünmektedirler.
Aslında Avrupalıların Ermenilere yardımı sadece kendi siyasî ve ekonomik çıkarları sonucunda belirlenen politikaların bir gereğidir ve bu durum Ermeni meselesinin günümüze kadar büyüyen bir sorun hâline gelmesinin de en önemli sebebidir.
Fotoğraf: AI ürünü temsili bir resimdir.
#zeytun #süleymanl


Yorumlar
Yorum Gönder