Kayıtlar

Askeri Tarih etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Arkebüz Nedir?

Resim
  Arkebüz (Harquebus) , 15. yüzyıldan 17. yüzyılın ortalarına kadar kullanılan, modern tüfeklerin atası sayılan, ağızdan dolmalı bir ateşli silahtır. Wofla Muharebesi gibi 16. yüzyıl savaşlarında "oyun değiştirici" bir teknoloji olarak öne çıkmıştır. İşte arkebüzün temel özellikleri ve önemi: 1. Teknik Yapısı Ateşleme Mekanizması: En ayırt edici özelliği "fitilli kilit" (matchlock) sistemidir. Tetik çekildiğinde, yanan bir fitil barut tavasına değer ve patlamayı gerçekleştirir. Menzil ve Hassasiyet: Modern tüfeklere göre menzili oldukça kısadır (etkili menzil yaklaşık 50-100 metredir). Hedefi vurmak zordur; bu yüzden askerler genellikle yoğun gruplar halinde ("voley" atışı) ateş ederlerdi. Ağırlık: Dönemin ağır "misket tüfeklerine" (musket) göre daha hafif ve taşınabilirdir. Bir asker tarafından omuzda veya bir destek çubuğu yardımıyla kullanılabilir. Dersimiz Tarih Uygulaması Burda İndir 2. Tarihsel ve Askeri Önemi Zırh Delme Gücü: Arkebüzün...

Doğu Afrika’da Güçler Savaşı: Aşıncı Gölü Savaşı (Wofla Muharebesi )1542

Resim
  Doğu Afrika’da Güçler Savaşı: Aşıncı Gölü Savaşı (Wofla Muharebesi )1542 yüzyıl, dünya tarihinin en keskin kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir. Bu dönemde sömürgeci güçler ile bölgesel imparatorluklar arasındaki nüfuz mücadelesi, sadece Avrupa ve Asya’da değil, Afrika Boynuzu’nda da yankı bulmuştur. Bu mücadelenin en dramatik sahnelerinden biri, 28 Ağustos 1542’de gerçekleşen Wofla Muharebesi ’dir. Tarihsel Perspektif: Adal-Etiyopya Çatışması ve Küresel İttifaklar  Portekizde Vasco de Gama'nın oğlu Cristóvão da Gama, Medine ve Mekke'ye saldırıp Peygamber Efendimizin naaşını Avrupa'ya  kaçırmak  planı yapmıştı. Etiyopya'nın Hristiyan İmparatoru Lebna Dengel de bölgede güçlenmek için Portekiz Krallığı’ndan askeri destek talep etti. Portekiz ateşli silah gücüne güvenerek ve Peygamber Efendimizin (Sav) naaşını Avrupa'ya kaçırıp şantaj için kullanmak gayesiyle bu talebe olumlu cevap verdi. 1541 yılında Cristóvão da Gama komutasındaki yaklaşık 400 kişilik se...

Sasani Ordusunun Çelik Yumruğu Ölümsüzler( Zaydan)

Resim
  Sasani Ordusunun Çelik Yumruğu: Ölümsüzler (Zaydan) Sasani Ordusunun Çelik Yumruğu: Ölümsüzler (Zaydan) Sasani İmparatorluğu, antik dünyanın en güçlü askeri makinelerinden birine sahipti. Bu gücün kalbinde ise efsanevi "Zaydan" yani Ölümsüzler birliği yer alıyordu. Bizans kaynaklarının Athanatoi olarak adlandırdığı bu süvari birliği, sadece savaşçı değil, aynı zamanda Pers asaletinin ve gücünün birer simgesiydi. 1. Neden "Ölümsüzler" Deniliyordu? Bu ismin altında katı bir askeri disiplin yatıyordu. Birlik her zaman tam 10.000 kişiden oluşurdu. Savaşta ölen, ağır yaralanan veya hastalanan her bir askerin yeri derhal yedeklerden doldurulurdu. Böylece birliğin sayısı asla azalmaz, düşman karşısında sanki hiç kayıp vermiyorlarmış imajı oluşturulurdu. 2. Donanım: Tepeden Tırnağa Zırh Ölümsüzler, dönemin en gelişmiş ağır süvarileri olan Kataraktların (Cataphracts) zirv...

İlk Türk Devletlerinde Ordu Teşkilatı

Resim
Soru 1:İlk Türk devletlerinde ordu-millet birliği nasıl ve neden oluşmuştur ? Soru 2:İlk Türklerde ordu teşkilatını şematik olarak çizerek açıklayınız? Türk Ordusunun Özellikleri: 1.Ücretli değildi. 2.Daimi idi ve her an savaşa hazır­dı. 3. Kadın erkek herkes savaşa katılır ve askerlik yapardı. 4.Büyük çoğunluğu itibariyle süva­ri (atlı) idi. 5.En büyük askeri birlik 10 bin kişi idi. (Bu birliğe tümen adı veriliyordu.) NOT: Türk ordu teşkilâtını ilk düzenleyen kişi Mete Han’dır. Mete Han orduyu en kalabalık 10.000 kişi olarak düzenlemiş ve bu 10.000 kişilik birliğe tümen adını vermiştir. Türklerde Savaş Aletleri: 1.Yaylar, ıslıklı oklar, çengelli temrenler, yan­gın mermili mancınıklar. 2.Miğfer (tolga), zırh ,kalkan onları savaşlarda koruyan unsurlardı. 3.Kargı, mızrak ve kılıç önemli savaş aletleriydi. Türklerde Renklerin Dili

Orta Çağ'da Ordu

Resim

Orta Çağ'da Askeri Organizasyonlar

Resim
  1.Konar-göçerlerde Ordu Toplumların çıkardıkları / oluşturdukları ordular onların yaşam tarzlarıyla yakından bağlantılıdır. Konar- göçer tarzında hayat süren toplumlar, kışın kışlaklarda yazın yaylaklarda hayat sürerlerdi. Bu da iki alan arasında sürekli hareketliliği getirirdi. Bu hareketlilik ise teşkilatlanmayı zorunlu kılardı. Böyle teşkilatlı bir toplumun da askeri yapısı tam teşkilatlı olurdu. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüzyıl Hesaplamaları

Hz. Peygamberin Temsil Görevi

OSMANLI’DA SÖZLÜ VE YAZILI KÜLTÜR

Dersimiz Tarih Uygulaması

Dersimiz Tarih Uygulaması
Yükle