Jean-Paul Marat'nın Öldürülmesi: Fransız Devrimi'ni Değiştiren Suikast
Jean-Paul Marat'nın Öldürülmesi: Bir Küvette Değişen Fransız Tarihi
Yazan: Tarih Blogu Editörü | Kategori: Avrupa Tarihi
13 Temmuz 1793 akşamı, Paris’te bir banyonun kapısı çalındığında, Fransız Devrimi’nin kaderinin sonsuza dek değişeceğinden kimsenin haberi yoktu. Radikal Jakoben lider Jean-Paul Marat, deri hastalığı nedeniyle ilaçlı suyla dolu küvetinde son yazılarını kaleme alırken, içeri giren Charlotte Corday elindeki bıçağı Marat’nın kalbine sapladı.
Suikastın Perde Arkası: Neden Marat?
Marat, "L'Ami du Peuple" (Halkın Dostu) gazetesiyle devrimin en sert seslerinden biriydi. Yazılarıyla binlerce kişinin giyotine gönderilmesine ön ayak olmuştu. Corday ise bu şiddetin ancak Marat’nın ölümüyle duracağına inanıyordu. Mahkemede verdiği o meşhur ifade her şeyi özetliyordu:
"Yüz bin kişiyi kurtarmak için bir adamı öldürdüm."
Sanat Tarihinde Bir Dönüm Noktası: Marat'nın Ölümü Tablosu
Suikasttan hemen sonra Jacques-Louis David tarafından yapılan tablo, olayı bir cinayetten ziyade bir şehadet sahnesine dönüştürdü. İşte tablodaki bazı önemli semboller:
| Sembol | Anlamı |
|---|---|
| Bıçak ve Tüy Kalem | Vahşet ve entelektüel gücün karşı karşıya gelmesi. |
| Dilekçe | Corday'in içeri girmek için kullandığı sahte yardım talebi. |
| Işıklandırma | Dini ikonografiyi andıran ışık, Marat'yı "Devrim'in İsa'sı" yapar. |
Sonuç: Barış mı Yoksa Daha Fazla Kan mı?
Charlotte Corday, Marat’yı öldürerek barışı getireceğini ummuştu; ancak tam tersi oldu. Marat bir aziz ilan edildi ve ölümü, Robespierre liderliğindeki Terör Dönemi’ni (Reign of Terror) körükleyen en büyük bahane haline geldi.

Yorumlar
Yorum Gönder