XVII. ve XVIII.Yüzyılda Osmanlı'nın Önemli Fetihleri ve Stratejik Bölgeleri
XVII. Yüzyılda Osmanlı'nın Önemli Fetihleri ve Stratejik Bölgeleri
Osmanlı Devleti'nin XVII. yüzyıldaki önemli kalelerin fethini, bu fetihlerin ardından imzalanan antlaşmaları ve devletin kritik stratejik bölgelerinin önemini şu başlıklar altındadır:
Uyvar Kalesi’nin Fethi ve Vasvar Antlaşması (1663-1664): Orta Avrupa hâkimiyeti için kritik olan kalenin fethiyle Osmanlı Devleti, Macaristan’daki en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
Kamaniçe Kalesi’nin Fethi ve Bucaş Antlaşması (1672): Lehistan Seferi sonucunda Podolya ve Ukrayna bölgeleri ele geçirilmiş, devlet batıdaki en geniş sınırlarına kavuşmuştur.
Çehrin Kalesi’nin Fethi ve Bahçesaray Antlaşması (1678): Ruslarla yapılan ilk antlaşma olup Özi Nehri sınır kabul edilmiş ve Rusların güneye inmesi engellenmiştir.
Azak ve Kırım’ın Stratejik Önemi: Karadeniz’in kilidi konumunda olan bu bölgeler, Rusya’nın sıcak denizlere inmesinin önündeki en büyük engeldir; kaybedilmesi halinde İstanbul ve Boğazlar tehlikeye girer.
Belgrad ve Budin’in Stratejik Önemi: Balkanlar’dan Orta Avrupa’ya açılan ana kapı ve Osmanlı ordusu için vazgeçilmez bir lojistik, erzak ve toplanma merkezidir.
Ukrayna ve Podolya’nın Stratejik Önemi: İmparatorluğun batıdaki en geniş sınırlarının sembolü ve Kuzey Avrupa siyasetindeki ağırlığının kilit noktasıdır.
II. Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması: Genel Konu Özeti
II. Viyana Kuşatması (1683) ile başlayıp Karlofça (1699) ve İstanbul (1700) antlaşmalarıyla sonuçlanan süreci ve bu dönemin Osmanlı Devleti üzerindeki etkilerini şu başlıklardadır:
Seferin Arka Planı ve Hedef: Köprülüler dönemindeki askerî canlanmanın ardından Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Orta Macar Krallığı'nın (Tököli İmre'nin) çağrısı üzerine Avusturya üzerine sefer düzenleme kararı almış ve Viyana'yı kuşatmıştır.
Viyana Kuşatması ve Bozgun: Kahlenberg Tepesi'nden gelen müttefik (Leh ve Alman) taarruzu, coğrafi dezavantajlar ve uzun süren kuşatmanın getirdiği lojistik zorluklar Osmanlı ordusunun yenilmesine ve geri çekilmesine yol açmıştır.
Kutsal İttifak Savaşları (1683-1699): Viyana yenilgisi sonrasında Habsburglar, Lehistan, Venedik, Papalık ve Rusya'nın katılımıyla "Kutsal İttifak" kurulmuş; Osmanlı Devleti on altı yıl boyunca çok cepheli ve yıpratıcı bir savaş vermek zorunda kalmıştır.
İç ve Ekonomik Bunalım: Uzun süren savaşlar hazineyi tüketmiş, halkı olağanüstü vergiler altında ezmiş, Anadolu ve Rumeli'de asayişin bozulmasına, köylerin boşalmasına ve isyanlara neden olmuştur.
Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları (1699-1700): Zenta yenilgisi ve artan iç sorunlar barış istemeyi zorunlu kılmış; Karlofça ile Avusturya, Venedik ve Lehistan'a büyük topraklar kaybedilmiştir. İstanbul Antlaşması'yla ise Azak Kalesi Rusya'ya bırakılmış ve Rus çarlık unvanı resmen tanınmıştır.
Tarihî Kırılma: Bu antlaşmalarla Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez kalıcı büyük toprak kayıpları yaşamış ve Avrupa karşısında taarruz konumundan savunma konumuna geçmiştir.
Prut, Pasarofça, Belgrad Antlaşmaları ve 1768-1774 Savaşı:
XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin Rusya ve Avusturya ile yaptığı mücadeleleri, bu süreçte imzalanan kritik antlaşmaları ve toprak değişimlerini şu ana başlıklar altındadır:
Prut Savaşı ve Antlaşması (1711):
Rus Çarı I. Petro'nun Karadeniz'e inme politikası ve Lehistan üzerindeki müdahaleleri savaş koordine etti.
Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Prut Nehri kıyısında Rus ordusunu ve Çar Petro'yu tamamen kuşatarak çaresiz bıraktı.
İmzalanan Prut Antlaşması ile 1700'de kaybedilen Azak Kalesi Osmanlı'ya geri verildi ve Lehistan Rus nüfuzundan kurtarıldı.
Pasarofça Antlaşması (1718):
Venedik'e karşı kazanılan başarıların ardından Avusturya'nın savaşa dahil olmasıyla Osmanlı ordusu Petervaradin'de yenildi ve Belgrad ile Temeşvar kaybadedildi.
İmzalanan Pasarofça Antlaşması ile Osmanlı Devleti Orta Avrupa'daki üstünlüğünü yitirerek savunma stratejisine geçti; bu dönem aynı zamanda Lale Devri'nin başlangıcı oldu.
1736-1739 Savaşları ve Belgrad Antlaşması:
Rusya (Azak ve Kırım saldırıları) ve Avusturya ittifakına karşı iki cepheli savaşıldı.
Osmanlı ordusu kısa sürede toparlanarak Hisarcık (Grocka) muharebesinde Avusturya'yı yendi ve Belgrad'ı yeniden fethetti.
Fransa'nın arabuluculuğuyla imzalanan Belgrad Antlaşması (1739) ile kaybedilen topraklar geri alındı, Karadeniz'de Rus gemisi bulundurulması yasaklandı (Karadeniz'in Türk gölü olduğu son kez onaylandı) ve Avusturya ile yaklaşık 50 yıllık barış dönemi başladı.
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı (Başlangıç Süreci):
Çariçe II. Katerina'nın Lehistan politikaları, Karadeniz hedefleri ve Ortodoksları kışkırtması üzerine 1768'de yeniden savaş ilan edildi.
Rus orduları Eflak-Boğdan, Kırım ve Kafkasya'ya kadar ilerlerken; İngiliz desteğiyle Baltık'tan gelen Rus donanması Çeşme önlerinde Osmanlı donanmasını yaktı.
Küçük Kaynarca Antlaşması (1774)
1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan ve Osmanlı tarihinin en ağır dönüm noktalarından biri olan Küçük Kaynarca Antlaşması'nı şu başlıklar altında ele almaktadır:
Antlaşmanın Arka Planı: Karada ve denizde (Çeşme'de) alınan ağır yenilgiler, Rusya'nın sıcak denizlere inme hedefleri ve Mora isyanları bu antlaşmayı zorunlu kılmıştır.
Kırım'ın Bağımsızlığı ve Halifelik: Kırım Osmanlı'dan ayrılarak bağımsız olmuş; ilk kez bir toprak parçası siyasi olarak elden çıkmasına rağmen, Osmanlı padişahının halifelik unvanı dini bağları korumak için ilk kez diplomatik bir araç olarak kullanılmıştır.
İç İşlerine Müdahale Hakkı: Rusya, Osmanlı içindeki Ortodoks tebaanın koruyuculuğunu üstlenerek devletin iç işlerine müdahale etme hakkı elde etmiştir.
Karadeniz Hâkimiyetinin Kaybı: Karadeniz "Türk gölü" olma özelliğini yitirmiş, Rus ticaret gemilerine boğazlardan serbest geçiş hakkı tanınmıştır.
Ağır Maddi ve Siyasi Yükümlülükler: Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez savaş tazminatı ödemek zorunda kalmış, Karadeniz'in kuzeyinde Rusya kalıcı bir güç haline gelerek Kırım'ın ilhakına zemin hazırlanmıştır.

Yorumlar
Yorum Gönder