Pers Ordusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pers Ordusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sasani Ordusunun Çelik Yumruğu Ölümsüzler( Zaydan)

Ölümsüzler Birliği

 

Sasani Ordusunun Çelik Yumruğu: Ölümsüzler (Zaydan)

Sasani Ordusunun Çelik Yumruğu: Ölümsüzler (Zaydan)

Sasani İmparatorluğu, antik dünyanın en güçlü askeri makinelerinden birine sahipti. Bu gücün kalbinde ise efsanevi "Zaydan" yani Ölümsüzler birliği yer alıyordu. Bizans kaynaklarının Athanatoi olarak adlandırdığı bu süvari birliği, sadece savaşçı değil, aynı zamanda Pers asaletinin ve gücünün birer simgesiydi.

1. Neden "Ölümsüzler" Deniliyordu?

Bu ismin altında katı bir askeri disiplin yatıyordu. Birlik her zaman tam 10.000 kişiden oluşurdu. Savaşta ölen, ağır yaralanan veya hastalanan her bir askerin yeri derhal yedeklerden doldurulurdu. Böylece birliğin sayısı asla azalmaz, düşman karşısında sanki hiç kayıp vermiyorlarmış imajı oluşturulurdu.

2. Donanım: Tepeden Tırnağa Zırh

Ölümsüzler, dönemin en gelişmiş ağır süvarileri olan Kataraktların (Cataphracts) zirve noktasıydı:

  • Zırh: Hem binici hem de at, birbirine geçmiş metal halkalar veya pullu zırhlarla (lamellar) korunurdu.
  • Maskeler: Miğferleri, sadece göz yuvaları açıkta kalan ve ürkütücü bir ifadeye sahip metal yüz maskeleriyle tamamlanırdı.
  • Silahlar: Ana silahları, çift elle tutulan uzun ve ağır bir mızrak olan kontos idi. Ayrıca kılıç, gürz ve kompozit yaylar taşırlardı.

3. Savaş Alanındaki Rolleri ve Dara Muharebesi

Ölümsüzler, ordunun stratejik rezerv gücüydü. Şahlar onları genellikle savaşın gidişatının kilitlendiği anlarda sahaya sürerdi. Bunun en somut örneği M.S. 530 yılındaki Dara Muharebesi'dir.

Bizanslı general Belisarius'a karşı yapılan bu savaşta, Ölümsüzler Bizans hatlarını yarmak için bir karşı taarruz başlatmış ve Bizans'ın sol kanadını neredeyse çökme noktasına getirmişlerdir. Her ne kadar savaş stratejik hatalar nedeniyle kaybedilse de, Ölümsüzlerin disiplinli hücumları Romalı tarihçiler arasında uzun süre korkuyla anılmıştır.

4. Toplumsal Statüleri

Bu birliğe seçilmek büyük bir onurdu. Ölümsüzlerin çoğu Sasani soylularından (Azadan) seçilirdi. Eğitimleri çocuk yaşta başlar; binicilik, okçuluk ve yakın dövüşte kusursuz hale gelirlerdi. Onlar sadece birer asker değil, aynı zamanda İmparatorun kişisel muhafızları ve Sasani gururunun temsilcileriydi.

Editör Notu: Sasanilerin bu askeri geleneği, daha sonra Orta Çağ Avrupa'sının şövalyelik kültürünü derinden etkilemiştir.


Dersimiz Tarih blogu için hazırlanan bu yazı, Sasani askeri doktrinini ve elit birliklerin tarihteki etkisini incelemektedir.

Orta Çağ'da Ordu



Avrupa orduları
Batı Avrupa’da VIII. yüzyılda Franklar askerî bir düzen olan feodal sistemi geliştirmiştir. 
Buna göre kral; soylu şövalyelere at, zırh, mızrak, kılıç, kalkan gibi ihtiyaçlarını satın alabilmeleri ve askerî eğitimlerinde gerekli masrafları karşılayabilmeleri için kraliyet topraklarından belli ölçüde arazi bağışlamıştır. 
Şövalyeler de krala bağlılık yemini ederek kralın savaşçısı olmuştur. 
Feodalizmde fakir olan serfler, askere nadiren alınmıştır.
Orta Çağ’da siyasi birlikten yoksun olan Avrupa’da ordular küçük oldukları için uzun süreli seferler düzenleyememiştir. 
Disiplin yönünden genelde zayıf olan Avrupa ordularında güçlü vasallar, her fırsatta kralın otoritesine karşı çıkmıştır.
Orta Çağ’da Avrupa’da şövalyeler, okçular ve kuşatma teknikleri etrafında dönen kara savaşları sıkça görülürdü.
Türk ve Moğol Orduları



Türk ve Moğol orduları genelde atlı okçulardan oluşurdu. 
Hem Türk hem de Moğol askerleri çok disiplinli olup büyük bir cesaretle savaşmış ve hafif süvari teknikleri kullanmıştır. 
Cengiz Han, Türklerin oluşturduğu onlu sisteme göre güçlü bir idari ve askerî düzen kurmuştur.
Franklar, Haçlı Seferlerinde çok sayıda Müslüman ve Türk atlı okçuyla karşılaşmıştır.
Hareket kabiliyeti oldukça yüksek olan bu birliklerin başarısını gören Haçlılar, Türk atlı okçularından yararlanmak istemiştir.
Sasani Ordusu
Sasani ordusu da Türk ve Moğol ordusunda olduğu gibi onlu sisteme göre düzenlenmiştir. 
Değişik etnik gruplardan oluşan Sasani ordusunda;  bağlı kavimlerin ve devletlerin gönderdikleri birlikler,  ücretli askerler 
ve savaş esirleri yer almıştır.
Bizans Ordusu
Bizans ordusu, sayıları çok fazla olmayan ve İstanbul’da bulunan merkez kuvvetlerinin yanı sıra eyalet askerleri, tâbi devletlerin gönderdiği yardımcı kuvvetler ve ücretli askerlerden oluşmuştur. 
Bizans İmparatorluğu’nda XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ücretli askerler ordunun asli unsuru hâline gelmiştir.
XI. Yüzyıldaki ücretli askerlerin büyük bir kısmı Türklerden oluşmuştur. Peçenek, Kuman ve Uzlardan oluşan bu ücretli Türk birlikleri, kendi komutanlarının idaresinde Bizans ordusu içinde savaşmıştır.
Malazgirt Savaşı sırasında, Bizans ordusu içerisindeki ücretli Türk boyları, Selçuklular tarafına geçmiştir.
XIV. Ve XV. Yüzyılda Ordu
XIV. yüzyıldan sonra ise İngiltere ve Fransa gibi krallıklar ordularında maaş karşılığı asker bulundurmaya başlamıştır. 
Böylece Avrupa’da askerlik mesleği ortaya çıkmıştır.
XIV. yüzyıldan itibaren devletler sürekli piyade kıtaları bulundurmaya başlamıştır.
Savaş tarihini değiştirecek olan top tüfek gibi ateşli silahlar, 1331’den sonra kullanılmaya başlanmıştır.

Fransa XV. yüzyılda silahlı askerlerden oluşan daimî bir kıta oluşturmaya başlamış Osmanlılar ise buna XIV. yüzyılda yeniçeri birlikleri ile başarmıştır.
Yerleşik ve Konar-göçerler Arasındaki Savaşlar
Yerleşik topluluklar üretimde, konar-göçer topluluklar ise askerlik alanında birbirlerine karşı üstünlük kurmuştu. 
Başlıca geçim kaynağı hayvancılık olan konar-göçer toplulukların ekonomileri, ihtiyaçlarını karşılamada yetersizdi. 
Bu nedenle konar-göçer topluluklar ya yerleşik topluluklarla ticaret yoluyla mal değişikliği yapmak ya da savaş yoluyla yerleşik toplulukların mallarına sahip olmak istemiştir.
Konar-göçerler ile yerleşik topluluklar arasındaki savaşlarda genellikle konar-göçerler üstünlük sağlamıştır.
Konar-göçer topluluklar dışa açık ve savaşçı bir yaşam biçimine sahipken yerleşik topluluklar bunun tam tersine dışa kapalı ve barışçı bir yaşam biçimini benimsemiştir.
Konar-göçer Ordusu
Orta Asya’nın konar-göçeri dünyanın en iyi askeridir. 
Çünkü bu askerler yerleşik devletlerde görülen ağır donanımlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı piyade ordularının aksine hafif silahlı ve hızlı hücum yapabilen süvarilerden oluşurdu.
Konar-göçer askeri, dayanıklı, disiplinli, uyumlu ve süreklidir. 
Konar-göçerler zırh, hançer ve mızrak kullanmış ve ayrıca oklarını daha uzağa fırlatmalarını sağlayan yayı geliştirmiştir.
Bu ordularda kadınlar da gerektiğinde savaşa katılırdı.
Konar-göçerlere etrafı surlarla çevrili olan güçlü şehirler zorluk çıkarmıştır. Bu kuşatma araçlarından yoksun olmalarıyla ilgiliydi.