Berabere Biten Bir Savaş :İznik Kuşatması
Selçuklu-Bizans savaşları arasındaki en sıra dışı olaylardan biri, tarihte aslında benzerleri de olan berabere biten bir savaş olan 1113 yılındaki Nikaia (İznik) Kuşatmasıdır.
Bölgede Bizansta her zamanki tahta çıkma kargaşası ve askeri karışıklık sürerken, Selçuklu komutanı Emîr Muhammed komutasındaki Türk birlikleri İznik surlarının önüne gelir. Kentin Bizanslı garnizonu surlara çekilir, iki taraf da yıpratıcı bir mücadeleye hazırlanır.
Ancak ortada tuhaf bir durum vardır: Selçuklu ordusu surları aşacak ağır kuşatma araçlarına sahip değildir; Bizans kuvvetleri ise kale dışına çıkıp meydan savaşı yapamayacak kadar zayıftır. Zaten merkezden gelecek bir destek yoktur. Onlar taht kavgasıyla meşguldürler.
Görünüşte kilitlenen bu durumda işler hiç de alışıldık bir askerî taktikle çözülmez:
Surlardan Söven Askerler: İki taraf da birbirine ciddi bir zarar veremeyince, surlardaki Bizans askerleri ile aşağıda bekleyen Selçuklu askerleri arasında hakaret yarışları başlar. Savaş alanı adeta sözlü bir "laf sokma" arenasına dönüşür. Adeta günümüzdeki twitter ve sosyal medya savaşlarına döner durum.
Yiyecek Takası: Günler geçtikçe gerilim yerini garip bir samimiyete bırakır. Açlık çeken taraflar arasında surlardan aşağıya ve yukarıya ip yumaklarıyla erzak, ekmek ve içecek takası yapılmaya başlanır. İki düşman ordu, birkaç gündür birbirini öldürmeye çalışmıyormuş gibi pazar kurar.
Sonuçsuz Veda: Nihayetinde Selçuklu birlikleri kenti alamayacaklarını, Bizanslılar da onları oradan söküp atamayacaklarını anlayınca; komutanlar birbirlerine "saygı ve selamlarını" ileterek kuşatmayı kansız bir şekilde kaldırıp bölgeden ayrılırlar.
Bu bilindik savaş atmosferinde, resmi bir anlaşma veya barış antlaşması olmadan iki ordunun "anlaştık, bu iş olmuyor" diyerek berabere evlerine geri döndükleri nadir anlardan biri yaşanır.
English Summary: During the Siege of Nicaea in 1113, Seljuk and Byzantine forces found themselves in a stalemate—Seljuks lacked siege weapons and Byzantines lacked field troops. Instead of fighting, the siege devolved into soldiers trading insults from the walls, which eventually turned into trading food and wine using ropes. Realizing neither side could win, they exchanged polite farewells and the Seljuk army simply marched away.


Yorumlar
Yorum Gönder