Sultan Abdülaziz ile Hüseyin Avni Paşa: İdeolojik Bir Savaş mı, İktidar Mücadelesi mi?
Sultan Abdülaziz ile Hüseyin Avni Paşa:
İdeolojik Bir Savaş mı, İktidar Mücadelesi mi?
Osmanlı tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olan 1876 darbesi genellikle basit bir şablonla anlatılır: Bir tarafta Modernistler, diğer tarafta Müslümanlar vardır. Ancak tarih çoğu zaman bu kadar basit değildir.
Sultan Abdülaziz ile Hüseyin Avni Paşa arasındaki mücadeleye yakından bakıldığında, karşımıza "Modernistler ile Müslümanlar" çatışmasından çok daha karmaşık bir tablo çıkar. [tr.wikipedia.org], [islamansik...isi.org.tr], [tr.wikipedia.org]
Abdülaziz Gerçekten Gelenekçi Bir Padişah mıydı?
Günümüzde bazı çevrelerde Abdülaziz, gelenekçi veya muhafazakâr bir hükümdar gibi sunulmaktadır. Oysa tarihî kayıtlar farklı bir tablo ortaya koymaktadır. O, Osmanlı padişahları içinde en batıcı ve modernistlerden biriydi.
Sultan Abdülaziz:
- Şeriate aykırı olmasına rağmen resim sergisi açmıştır.
- Avrupa'yı ziyaret eden ilk Osmanlı padişahıdır.
- Tanzimat ve Islahat fermanlarının uygulayıcısıdır.
- Modern donanmanın geliştirilmesine büyük önem vermiştir.
- Avrupa tarzı askerî kurumları desteklemiştir. Böylece modernist askeri kadroların yetişmesinde büyük emeği vardır.
- Demiryolu ve teknik modernleşme projelerini teşvik etmiştir. [tr.wikipedia.org], [tr.wikipedia.org]
Bu açıdan bakıldığında Abdülaziz'i tamamen Batı karşıtı veya modernleşme düşmanı olarak tanımlamak mümkün değildir.
Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır.
Abdülaziz'in modernleşme anlayışı, kendi siyasî otoritesini sınırlandıracak noktaya kadar uzanmıyordu.
Başka bir ifadeyle:
Batı'nın modernizmini ,resim sergilerini ve diğer batıcı sanatı almakta sakınca görmediği gibi teknolojisini almakta da sakınca görmüyordu, fakat Batı'nın siyasî dönüşümünü aynı ölçüde benimsemiyordu.
Teknik Modernleşme ile Siyasal Modernleşme Aynı Şey Değildir
Tarih tartışmalarında sık yapılan hatalardan biri, modernleşmeyi tek bir kavram gibi görmektir.
Oysa üç farklı modernleşme türü vardır:
Teknik modernleşme
- Demiryolları
- Buharlı gemiler
- Modern ordular
- Sanayi yatırımları
- Askerî eğitim kurumları
Siyasal modernleşme
- Anayasa
- Temsilî yönetim
- Meclis
- Güçler ayrılığı
- Hükümdarın yetkilerinin sınırlandırılması
Kültürel Modernleşme
- Resim,opera gibi sanatlar
- Lüks hayat
Bir yönetici üçünü destekleyip diğerine çıkarlarına uymadığı için karşı çıkabilir.
Aslında 19. yüzyılda bunun birçok örneği bulunmaktadır.
Bu açıdan değerlendirildiğinde Abdülaziz'in yaklaşımı şöyle özetlenebilir:
Modernleşme olsun, fakat devletin son sözü yine padişahta kalsın.
Peki Hüseyin Avni Paşa Farklı mıydı?
İlk bakışta öyle görünebilir.
Ancak Hüseyin Avni Paşa'nın kariyerine yakından bakıldığında onun da Tanzimat döneminin yetiştirdiği modernleşmeci asker-bürokratlardan biri olduğu görülür. [islamansik...isi.org.tr], [konyapedia.com]
- Harbiye kökenlidir.
- Kurmay subay olarak yetişmiştir.
- Avrupa tarzı askerî eğitimi savunmuştur.
- Batının mutlak üstün ve iyi olduğunu savunarak emperyalizmini görmezden gelmiştir.
- Ordunun modernleşmesini desteklemiştir. [islamansik...isi.org.tr], [konyapedia.com]
Yani Abdülaziz ile Hüseyin Avni Paşa temelde birbirinden tamamen farklı dünyaların insanları değildi.
Her ikisi de modernleşmeden yanaydı.
Her ikisi de Tanzimat sisteminin ürünleriydi.
Her ikisi de Avrupa'nın askerî üstünlüğünü kabul ediyordu.
Bu nedenle aralarındaki çatışmayı "Batıcılar ve Batı karşıtları" şeklinde açıklamak ikna edici görünmemektedir.
Öyleyse Neden Karşı Karşıya Geldiler?
Burada karşımıza ideolojiden çok iktidar meselesi çıkıyor.
Abdülaziz, modernleşmenin padişah merkezli yürütülmesini istiyordu.
Hüseyin Avni Paşa ise giderek güçlenen askerî ve bürokratik çevrelerin önemli temsilcilerinden biri hâline gelmişti. Seraskerlik makamı ona büyük nüfuz kazandırmıştı. [islamansik...isi.org.tr], [tr.wikipedia.org]
Doğal olarak iki güçlü merkez ortaya çıktı:
- Saray
- Ordu ve bürokrasi
Bu ikili yapı zamanla kaçınılmaz bir rekabete dönüştü.
Bir "Sen-Ben Kavgası" mıydı?
Kaba hatlarıyla bakıldığında evet.
Fakat sadece bundan ibaret değildi.
Aralarında kişisel husumet bulunduğu açıktı:
- Hüseyin Avni Paşa birkaç kez görevden alındı.
- Saray ile ilişkileri sürekli gerildi.
- Padişah ona tam güvenmiyordu.
- O da sarayın kendisini tasfiye etmeye çalıştığını düşünüyordu. [islamansik...isi.org.tr], [tr.wikipedia.org]
Ancak aynı zamanda şu soru da vardı:
Osmanlı Devleti'ni kim yönetecek?
Bu nedenle mesele kişisel husumetle devlet yönetimi tartışmasının birleştiği bir noktaya dönüştü.
1876 Darbesi: İdeolojiden Çok Güç Mücadelesi
1876'ya gelindiğinde devlet ağır bir mali kriz içindeydi.
İsyanlar artıyor, borçlar büyüyor, hükümet otoritesi sarsılıyordu. [tr.wikipedia.org]
Bu ortamda Midhat Paşa, Hüseyin Avni Paşa ve diğer muhalif devlet adamları harekete geçerek kendileri gibi batıcı ve modernist olan Sultan Abdülaziz'i tahttan indirdiler. [tr.wikipedia.org], [tr.wikipedia.org]
Burada dikkat çekici olan nokta şudur:
Darbeciler de devirdidkleri de Batı karşıtı değildi.
Aksine büyük bölümü Tanzimat döneminin modernleşmeci elitleri arasından çıkmıştı. Her iki tarafta batıcıydı.
Bu yüzden yaşananlar bir ideoloji savaşı olmaktan çok:
Modernleşen Osmanlı'da nihai otorite kim olacak?
sorusunun cevabı için verilen mücadeleydi.
Sonuç
Sultan Abdülaziz ile Hüseyin Avni Paşa arasındaki çatışmayı "Modernistler-Müslümanlar" veya "Batıcılar-gelenekçiler" ekseninde açıklamak yetersizdir. [tr.wikipedia.org], [tr.wikipedia.org]
Daha gerçekçi bir değerlendirme şudur:
- İkisi de modernleşmeyi destekliyordu.
- İkisi de Batı'nın askerî ,kültürel ve teknik üstünlüğü olan mutlak iyi olduğuna inanıyorlardı. Batıya emperyalizmi konduramıyorlardı.
- İkisi de Osmanlı'yı kurtarmak istediğine inanıyordu.
- Fakat devletin kim tarafından ve hangi yöntemle yönetileceği konusunda anlaşamıyorlardı.
Bu nedenle aralarındaki mücadele, özünde aynı modernleşme dünyasının içindeki iki güç odağının çatışması olarak görülebilir.
Belki de meseleyi en kısa şekilde şöyle özetlemek mümkündür:
Abdülaziz ile Hüseyin Avni Paşa arasındaki kavga, Batı ile Doğu'nun değil; modernleşmenin kontrolünü kimin elinde tutacağına dair bir iktidar mücadelesiydi.


Yorumlar
Yorum Gönder