Kayıtlar

Aralık, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İslamın Mülkiyet Anlayışı

Mal ve mülk edinme konusunda insanlar arasında farklılıklar vardır. Kur’an-ı Kerim bu konudaki fark şöyle ifade edilir:  “Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı.” (Nahl suresi, 71. ayet)  Bu farklılık insanların kabiliyet, çalışma ve gayretlerindeki farklılıklardan oluşmaktadır İslamiyette özel mülkiyet olmakla birlikte sınırsız değildir. Alışverişlerde  fiyat noktasında devlet gerekirse alt ve üst limitler belirleyerek üreticiyi veya tüketiciyi koruma yoluna gidebilir. İslam dini açısından ticaret ve miras yoluyla mülk edinmemiz helaldir. Hırsızlık, tefecilik, kumar, faiz ve rüşvet gibi yollardan mülk edinmek İslam dininde haramdır. Mülk edinmek haktır fakat bu mülkü savurmak veya israf etmek haramdır. Müslümanların helal yoldan edindikleri mallardan nisap miktarına ulaştıklarında zekât vermeleri  ve yıllık olarak fıtır sadakasını da vermeleri üzerlerine düşen bir vazifedir.

İşçi ve İşveren Hakkı

İslamiyet'te işçi-işveren ilişkisi her şeyden önce insani bir ilişkidir ve sadece maddi değil, manevi  yönden de taraflara ağır sorumluluklar yükler. Zira burda karşılıklı haklar vardır. İşçinin işveren üzerindeki hakları: 1.Ücret İşçinin işveren üzerindeki haklarının başında ücreti gelir. Çalışan kişinin ücretinin ne kadar olacağı önceden belirlenmeli ve zamanı gelince geciktirilmeden ödenmelidir. Peygamberimiz “İşçiye ücretini alın teri kurumadan ödeyiniz.” (İbn Mâce, Rühûn, 4.) buyurarak bu konunun önemini belirtmiştir. 2.İşçisinin beden ve ruh sağlığını  bozmayan bir iş ortamı. 3.İş güvenliğiyle ilgili tedbirlerin alınmasını ve ortamın oluşmasını  sağlamak. İşçinin işverene karşı sorumlulukları: 1.İşi en iyi şekilde yapmaya gayret etmeli ve dürüst davranmalıdır. Peygamberimiz “Allah, kulunun bir iş yapacağı zaman onu sağlam yapmasını ister.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, XXIV, 306.)buyurarak Müslümanların  işlerini düzgün ve özenle yapması ...

Kul Hakkı

   Kul hakkı, insanlar arası ilişkilerden doğan karşılıklı hakları ve sorumluluklar anlamına gelir.     Kul hakkı; insanların malı, mülkü gibi maddi varlıkları yanında  kişilikleri, toplumdaki itibar ve saygınlıkları açısından da dikkate alınması gereken bir hak türüdür.Kişinin aynı vakitte topluma ve devlete karşı da sorumlulukları vardır. Vergi vermek, askere gitmek, kamu düzenine uymak ve asayişi ihlal etmemek vatandaşlık görevleri arasında yer alır. Peygamberimiz hadislerinde Allah’ın (c.c.) kendisine karşı işlenen  günahları affedebileceğini ancak karşısına kul hakkıyla gelinmemesi gerektiğini belirtmiştir.    Nitekim, dünyada bir borcun ödenmesi, bir emanetin iade edilmesi gibi yollarla helalleşme sağlanamazsa kişinin, ihlal ettiği haklar sebebiyle ahirette  Rabbimizce sorgulanacağı  bildirilmiştir. Zira insan, boş yere veya çürüyüp toprak olsun diye böyle üstün bir varlık olarak yaratılmadı. Dünyadaki birçok kötülük, k...

Kapıkulu Ocakları

Resim
Adından anlaşılacağı üzere bunlar kapının kullarıdır. Devletten maaş alırlar, sürekli ordudur ve merkezde padişaha bağlı olarak bulunurlar. Selçuklularda görülen “hassa ordusunun” Osmanlıdaki karşılığıdır. Kendi arasında Kapıkulu Piyadeleri ve Kapıkulu Süvarileri olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Kapıkulu Piyadeleri Acemioğlanlar Ocağı:  Bu ocağın temelleri I. Murat Dönemi’nde Çandarlı Kara Halil ile Karamanlı Kara Rüstem’in tavsiyeleri ile atılmıştır. Bu ocağın asker ihtiyacı önceleri savaş esirlerinden (pençik oğlanı) karşılanırken daha sonra devşirme usulü ile karşılanmaya başlamıştır. Devşirme    Sistemi Osmanlı Devletinde I.Murattan itibaren uygulanmaya başlanan fethedilen yerlerdeki  hristiyan ailelerden  belirli şartları taşıyan  erkek çocukların öncelikle gönüllü ailelerden alınıp asker veya devlet adamı olarak yetiştirilerek devlet hizmetine verilmesi sistemine devşirme sistemi denir. Devşirme Sisteminin Özellikleri: ...

Karz-ı Hasen

Karz-ı hasen, bir Müslümanın sırf Allah Rızasını düşünerek   borçlunun durumu iyileşince borcunu ödemesi koşuluyla gönüllü olarak bir başkasına faizsiz  borç vermesi anlamına gelir.  Rabbimiz, dinimiz İslam yoluyla bizlerin dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmamızı istemektedir.  Karz-ı hasen de dinimiz İslamın bu yöndeki uygulamalarından biridir. Meselenin diğer boyutunda ise güzel dinimiz İslamın borç konusundaki temel esasları yer alır. Bu esaslar  şunlardır: 1. Mecbur kalmadıkça borç almamak .  Peygamber Efendimiz, Buhârî, İstikraz, 2.'de geçen bir hadisinde :‘’Ya Rab! Günahtan ve borçtan sana sığınırım.” dua etmesi bu durumu bize işaret etmektedir. 2.Borç alıp vermede yazılı sözleşme yapılması gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Bakara suresinin 282. ayetinde: “Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın...” buyurulması bunu emretmektedir. 3.Borçlunun imkânı olduğunda borcunu hemen vermesi gerekir. Peygemb...

Tımarlı Sipahiler

Resim
Tımarlı Sipahiler Eba Video Not: Kıymetli zeki ve çalışkan öğrencilerim şekilleri dersten önce deftere çizmiş olarak derse gelmeniz gerekiyor. GİRİŞ Osmanlı  Devleti'nde yöneten lere verilen isim beraya.  Vergi vermezler. Osmanlı Devleti'nde yönetilen lere verilen isim reaya.  Vergi verir ler. Dikey geçiş mümkün olduğu için sınıf lı bir toplum yapısı yok tur. Osmanlı Toplum Yapısı BEYLİKTEN DEVLETE GEÇİŞ DÖNEMİ  OSMANLI ORDUSU TIMAR SİSTEMİ Fethedilen arazileri ikta sistemine dirlik sistemi adını vererek devlet arazisi olarak tapu tahrir defterlerine kaydettirdi. Arazilere mirî adını verip dirlik adlı bölümlere ayırıp savaşlarda devlete yararlılığı görülen kişilere ve diğer devlet görevlilerine karşılığında belirli sayıda asker  besleyip yetiştirmek üzere verdi. Bu sisteme tımar sistemi adı verilmiştir. Tımar Sisteminin özellikleri: 1. Has,zeamet ve tımar olmak üzere üç kısmı vardır. 2.Görevini yerine getirmeyen lerin tımarlar...

İnfak Kültürü

İnfak, Allah’ın (c.c.) hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin kendi malından harcama  yapması, ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi demektir. Bu yönüyle infak, farz olan zekâtı ve gönüllü  olarak yapılan her çeşit yardımı içermektedir. Başkalarına yardımda bulunularak fakirler ve zenginler arasında gönül bağı kurulmuş olur. Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de Bakara suresi, 261. ayette  “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” buyurarak infak ettikçe malın eksilmeyeceğini aksine artacağını beyan etmiştir. İnfak yapılırken başa kakmadan, incitmeden yapılması  gerekir. Peygamberimizin sahabileri kısıtlı imkanlarına rağmen infakta birbirleriyle yarışırcasına hareket ettikleri gibi örneğimiz Peygamber Efendimiz de sürekli infakta bulunmuştur. Böylece o güzel günlerde başlayan fedakarlık ruhu İslam’ın hâkim o...

Dersimiz Tarih Uygulaması

Dersimiz Tarih Uygulaması
Yükle