Arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkeoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kırkinler Kaya Yerleşimi Putperestlikten /Politeistlikten Hristiyanlığa Olan Dönüşümün Öyküsü


 

Bu, Afyonkarahisar İscehisar/Seydiler’deki Kırkinler Kaya Yerleşimi. İlk bakışta sıradan bir mağara gibi dursa da aslında üç uygarlığın zaman çizelgesinde yer alıyor:

1.Putperest/paganist/politeist Frigler (MÖ 1. bin yıl) burada Ana Dişi Putları olan Kübele’ye sunak yapmışlar.  

2.Romalılar da putperestliğe/politeistliğe devam ederek mezar olarak kullanmışlar bu doğrultuda.

3.Doğu Romalılar ise hristiyanlığı benimseyince bu putperestlik sunağını kilise, şapel ve manastır odalarına dönüştürmüşler.


Yuvarlak açıklığın üstündeki haç kabartmaları her şeyi değiştiriyor: Eski putperestlik mekânı yeni inançları olan Hristiyanlığa ait bir yere ait hale getirmişler.

Eski Çağda İnanç ,Bilim ve Sanat

 SANAL MÜZELER

Mısır Medeniyeti Ulusal Müzesi

Mısır Müzesi

Hermitaj Müzesi



Eski Çağ


Eski Mısır Medeniyeti

Yaklaşık 5000 yıl önce kurulan Eski Mısır, çok tanrılı bir inanç sistemine ve firavunların "tanrı-kral" kabul edildiği bir yönetim yapısına sahipti. Ölümden sonraki hayata inanan Mısırlılar, beden bütünlüğünü korumak için mumyalama tekniğini geliştirmiş ve kralları için devasa piramitler inşa etmişlerdir. Tıp, matematik ve astronomide ileri giden bu medeniyet, bugün kullandığımız güneş takvimini icat etmiş ve Nil kıyısındaki papirüslerden kağıt üreterek hiyeroglif yazısını kullanmıştır.

 Hitit Medeniyetleri

Anadolu’nun ilk devleti olan Hititler  "Bin Tanrılı Şehir" olarak anılacak kadar çok tanrıya inanmış, Mezopotamya’dan aldıkları çivi yazısı ile kendilerine özgü hiyeroglifi bir arada kullanmışlardır. Hititler, özellikle tıp ve hayvan anatomisi üzerine çalışmalar yapmış ve çevre kültürlerle sentezlenmiş özgün bir sanat anlayışı geliştirmişlerdir.

Urartular Medeniyeti 

MÖ IX. yüzyılda Van merkezli kurulan Urartular, çetin coğrafi koşullara rağmen gelişmiş su kanalları (Şamran Kanalı) ve barajlar inşa ederek tarımda uzmanlaşmış bir medeniyettir. Çok tanrılı inanca sahip olan Urartular, maden işleme ve kale mimarisinde büyük başarılar göstermiştir. 

Antik Yunan Medeniyeti

Antik Yunan medeniyeti  Mısır ve Mezopotamya’dan etkilenerek çok tanrılı bir inanç geliştirmiş, tanrıları adına olimpiyat oyunları düzenlemiştir. Mimari, heykel ve seramik sanatında çığır açan Yunanlar; Hipokrat, Sokrates ve Aristoteles gibi isimlerle modern tıbbın ve felsefenin temellerini atmışlardır. Ayrıca Fenike alfabesini geliştirerek Latin alfabesine öncülük etmiş ve astronomiyi bağımsız bir bilim dalı haline getirmişlerdir.

Orta Asya Türk Medeniyeti

Eski Türkler, temel olarak Gök Tanrı inancını benimsemiş; bunun yanında Şamanizm, atalar kültü ve tabiat güçlerine saygı duymuşlardır. Ahiret inancına sahip oldukları için ölülerini eşyaları ve atlarıyla birlikte kurgan adı verilen mezarlara gömmüşler, bu mezarların başına balbal taşları dikmişlerdir. Konar-göçer yaşam tarzına bağlı olarak dokumacılık, maden işleme ve dericilikte gelişmişler; dünyanın en eski halısı kabul edilen Pazırık halısını üretmişlerdir. Atı evcilleştiren ve koşum takımlarını icat eden Türkler, savaşçı karakterlerini maden işlemeciliğiyle birleştirerek özgün motifli silahlar ve zırhlar üretmişlerdir.

Dersimiz Tarih

Dersimiz Tarih Uygulaması

Tarih Derslerinden Tarih Alanında Hemen Herşeye Kadar Dijital Tarih Bilgi Merkezi.

Google Play'den İndir

Roanoke Adası’nın Sırrı: 115 Kişi Nasıl Buharlaştı?


                                            Croatoan: Bir koloninin sessiz vedası


Roanoke Adası’nın Sırrı: 115 Kişi Nasıl Buharlaştı?

Amerika Tarihinin En Büyük Gizemi: Kayıp Koloni ve "Croatoan" Kelimesinin Esrarı


Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en eski ve en ürpertici gizemlerinden biri, 16. yüzyılın sonlarında Kuzey Karolina kıyılarında yaşandı. Roanoke Kolonisi, arkasında tek bir ceset bile bırakmadan ortadan kaybolduğunda, dünya tarihinin en büyük "soğuk dava" (cold case) dosyalarından biri açılmış oldu.

Umudun Başlangıcı: 1587 Seferi

Vali John White liderliğindeki 115 İngiliz yerleşimci (erkekler, kadınlar ve çocuklar), yeni bir hayat kurma hayaliyle Roanoke Adası'na ayak bastı. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi. Yerlilerle yaşanan gerginlikler ve azalan kaynaklar nedeniyle White, malzeme toplamak üzere İngiltere'ye geri dönmek zorunda kaldı.

"Geri döneceğine dair söz vermişti ama kaderin başka planları vardı."

Üç Yıllık Gecikme ve Boş Bir Ada

İngiltere ile İspanya arasında patlak veren savaş, John White’ın adaya dönüşünü tam üç yıl geciktirdi. 1590 yılında adaya vardığında gördüğü manzara şoke ediciydi: Hiç kimse yoktu.

  • Evler titizlikle sökülmüştü (bu, acil bir kaçıştan ziyade planlı bir taşınmaya işaret ediyordu).
  • Herhangi bir savaş veya çatışma izine rastlanmadı.
  • Sadece bir ağaç gövdesinde o meşhur kelime kazılıydı: "CROATOAN".

Teoriler: Nereye Gittiler?

Bugün bile tarihçiler bu konuda ikiye bölünmüş durumda:

  1. Asimilasyon Teorisi: En güçlü teori, yerleşimcilerin yerli Croatoan kabilesiyle kaynaştığıdır. Yıllar sonra bölgedeki yerlilerin bazılarının mavi gözlü olduğu ve İngilizceye benzer kelimeler kullandığı rapor edilmiştir.
  2. İspanyol Saldırısı: İngilizlerin düşmanı olan İspanyolların, koloniyi gizlice yok ettiğine inanılır. Ancak hiçbir İspanyol kaydında bu saldırıya dair bir kanıt bulunamamıştır.
  3. Doğal Felaket ve Kıtlık: Yapılan ağaç halkası analizleri, o yılların bölgede son 800 yılın en şiddetli kuraklığı olduğunu göstermektedir.

Sonuç

Roanoke Adası, bugün hala tarihçileri ve arkeologları büyülemeye devam ediyor. Croatoan kelimesi bir yardım çığlığı mıydı, yoksa yeni bir hayatın adresi mi? Bu sorunun cevabı muhtemelen adanın kumları altında sonsuza dek saklı kalacak.

Etiketler: #RoanokeAdası #KayıpKoloni #AmerikaTarihi #TarihiGizemler #Croatoan

Likya’nın Saklı Cevheri: Calpella Antik Kenti ve Tarihi

Likya'nın Saklı Cevheri
Likya’nın Saklı Cevheri: Calpella Antik Kenti ve Tarihi

Likya’nın Saklı Cevheri: Calpella Antik Kenti ve Tarihi

Yayınlanma Tarihi: 31 Aralık 2025

Akdeniz’in turkuaz suları ile Toroslar’ın dik yamaçları arasında, tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir isim yankılanıyor: Calpella. Bugün modern gezginlerin rotasında "saklı bir cennet" olarak anılan bu bölge, antik çağlarda Likya Birliği’nin stratejik noktalarından biriydi.

Bu yazımızda, Calpella’nın tarihsel derinliklerine inecek ve bu antik yerleşimin neden hala büyüleyici olduğunu keşfedeceğiz.

Calpella’nın Tarihsel Kökenleri

Calpella, antik Likya coğrafyasının (Lycia) bir parçası olarak, M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Bölge, özellikle deniz ticareti ve gözetleme kulesi işlevleriyle ön plana çıkmıştır. Likya Birliği'nin "Işık Ülkesi" olarak anılan topraklarında, Calpella hem bir savunma hattı hem de balıkçılık merkezi olarak kullanılmıştır.

Öne Çıkan Yapılar ve Arkeolojik Kalıntılar

Calpella ve çevresinde yapılan incelemelerde, Likya mimarisinin en karakteristik özelliklerini görmek mümkündür:

  • Kaya Mezarları: Dağların yamaçlarına oyulmuş, statü sembolü olan görkemli mezarlar.
  • Sarnıçlar: Antik dönemde su ihtiyacını karşılamak için kayalara oyulan devasa su depoları.
  • Sur Kalıntıları: Şehri dış tehditlere karşı koruyan Helenistik dönem izleri taşıyan duvarlar.

Neden Ziyaret Etmelisiniz?

Calpella, popüler turistik merkezlerin aksine, ziyaretçilerine sessizlik ve otantik bir atmosfer sunar. Tarihi dokunun doğayla iç içe geçtiği bu bölge, özellikle trekking (Karia ve Likya Yolu bağlantıları) tutkunları için eşsiz manzaralar barındırır.


##AntikTarih #LikyaYolu #Arkeoloji #GezginNotları #KültürelMiras #AnadoluUygarlıkları #Calpella #LikyaYolu #Arkeoloji #GezginNotları #KültürelMiras #AnadoluUygarlıkları #Calpella

Göbeklitepe ile İlgili Son Bilimsel Gelişmeler

 


1. "Kepçe" ve "Yaban Örmeği" Heykelleri (2023-2024)

  • Ne Bulundu: 2023 yılında yapılan kazılarda, Göbeklitepe'nin hemen yakınındaki Karahantepe'de, biri 2.3 metre uzunluğunda devasa bir insan heykeli ("Kepçe") olmak üzere bir dizi yeni heykel ve dikilitaş gün yüzüne çıkarıldı.

  • Önemi: Böylece insanoğlunun önce tarım yaptığı sonra kendine "tanrı" icad ettiği şeklindeki geleneksel modernist tarih teorisinin geçerliliğini ortadan kaldırmıştır. İnsanoğlunun önce dininin olduğu sonra tarımsal faaliyetler yaptığını göstermiştir.

2. Yeni Yapılar ve Yerleşim İzleri

  • Ne Keşfedildi: Son yıllardaki kazılar, Göbeklitepe'de daha önce bilinmeyen, daha küçük ve farklı mimari özelliklere sahip yapılar ortaya çıkardı.

  • Önemi: Bu, alanın sadece büyük, dairesel tapınaklardan ibaret olmadığını, farklı işlevlere sahip (konut, atölye, özel ritüel alanları gibi) bir yerleşim yeri olabileceğini düşündürüyor. "Avcı-toplayıcılar buraya sadece tören için gelmiyordu, burada yaşıyorlardı" fikrini güçlendiriyor. Bu da dinin hayatın her alanında olduğu ve olması gerektiği şeklindeki görüşle birebir örtüşmektedir.

Göbeklitepe Sürpriz Yapmaya Devam Ediyor

Göbeklitepe Sürpriz Yapmaya Devam Ediyor. 


Heyacan verici buluntu.
Her güne bir "V".Tarihin en eski güneş saati bulundu. 

       Edinburg Üniversitesi'nden Dr. Martin Sweatman ve ekibi Göbeklitepe'de bulunan bir taş sütundaki işaretlerin' büyük olasılıkla tarihin en eski güneş takvimini temsil ettiğini, bir kuyruklu yıldızın yeryüzüne çarpması sonucu oluşan felaketin anısına oluşturulduğunu ileri sürüyor. İddiaya göre buluntu, bir günü temsil eden "V" sembolü işaretlenmiş ve toplamda 364 "V" sembolü bulunarak bir yılı ifade ediyor. Ayrıca 12 ay ve 11 ek gün içeren bir düzenleme de bulundu. 
Alıntıdır.
Bir kuyruklu yıldızın çarpması kişinin hayalinden uydurduğu bir hikayeye benziyor.
Güneş takvimi kullandıkları ise açık bir gerçek.
İnsanlığın yeryüzünde yaptığı ilk yapı olan bu ibadet yeri kim bilir daha ne sırları saklıyor.
İnsan, ibadet ve zaman ayrılmaz bir üçlü olarak orda duruyor.

Yerleşik İnsan ve Medeniyet


Göbeklitepe 

Yer: Şanlıurfa kent merkezinin 18 km doğusunda Örencik Köyü yakınlarında

Arkeolog: Klaus Schmidt (1995)
Türü: Tapınak.Merkezde  T ve L şeklinde dikili taş ve etrafında onu çevreleyen taşlar ve duvar şeklinde bir yapı.
Zamanı: Günümüzden 12 bin yıl önce.
Oluşturduğu değişiklik: insanlığın önce konut sonra tapınak yaptığı görüşü tartışılır hale gelmiştir.
Özellikleri:
              1. Dünyanın ilk tapınağı
              2. Türkiye'de olup UNESCO Dünya Mirası Listesinde  yer alan 18 yerden biridir. 
              Kaynak
              Ayrıntılı Bilgi

Çatalhöyük

Yer:Konyanın Çumra ilçesi yakınlarında
Arkeolog:J.Mellart(1958)
Türü:Yerleşke,Yapılar topluluğu
Zamanı:M.Ö.5500 yılı.
Özellikleri:  
        1. Köyden kente geçişin net görüldüğü ilk yerleşke.
        2. Kendi ekmek ihtiyaçlarının kendilerince karşılandığı bir yer.
        3. Köpek  ve sığır evcilleştirilen hayvanlardır.
        4.UNESCO dünya mirası listesinde yer alır

Çayönü

Yer: Diyarbakır Ergani İlçesinde
Arkeolog:Robert J.Braidwood ve Halet Çamlıbel
Türü:Köy yerleşmesi
Zamanı:Günümüzden yaklaşık  10 Bin yıl önce.
Özellikleri:
       1.Yakındoğunun bilinen en eski ve en büyük yerleşim merkezi
       2.Tarım ve avcılık için uygun bir yerdi.
       3.Avcı toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçtiği yerdir.