Kayıtlar

Siyer etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bedir Savaşı ve Ashabı Bedir

  Bedir Savaşı’nın Nedenleri 624 yılında Kureyşlilerden birçok kimsenin katıldığı büyük bir ticaret kervanı  Ebû Süfyân  idaresinde Şam’a gitti. Peygamber Efendimiz bunu haber alınca ashabını topladı ve Mekke’de bıraktıkları mallarına karşılık bu kervanın mallarını ele geçirmeye davet etti. İslam Ordusunun Sancaktarları Sancaktarlık görevine  Musab Bin Umeyr, Hz. Ali  ve  Sad Bin Muâz ’ın tayin edildiği İslâm ordusunun sayısı, yetmiş dördü muhacir, geri kalanı ensardan olmak üzere 305 idi. Orduda yetmiş deve ve iki de at bulunuyordu.

Halid Bin Velid

Resim
HÂLİD b. VELÎD خالد بن الوليد Ebû Süleymân Seyfullāh ve Fârisü’l-İslâm Hâlid b. el-Velîd b. el-Mugīre el-Mahzûmî el-Kureşî (ö. 21/642) Hz. Peygamber’in seyfullah unvanı verdiği meşhur kumandan sahâbî. Hâlid b. Velîd’e ait olduğu söylenen kılıç ve kını (TSM, Mukaddes Emanetler, Envanter nr. 21/147) Hâlid b. Velîd’in Humus’taki cami ve türbesini gösteren XIX. yüzyıl sonlarına ait bir fotoğraf (İÜ Ktp.,  Albüm,  nr. 90424) Müellif:  MUSTAFA FAYDA İSLAMDAN ÖNCEKİ HAYATI/ CAHİLİYE DÖNEMİ Hicretten 35-39 yıl kadar önce (583-587) Mekke’de doğdu. Soyu yedinci göbekten dedesi Mürre’de Resûl-i Ekrem’in soyu ile birleşir. Babası Velîd b. Mugīre Kureyş kabilesi arasında seçkin bir kişiydi. Annesi Lübâbe es-Suğrâ Esmâ bint Hâris, Hz. Abbas’ın karısı Ümmü’l-Fazl Lübâbe el-Kübrâ bint Hâris ile Hz. Peygamber’in hanımlarından Meymûne bint Hâris’in baba bir kız kardeşidir. Hâlid’in mensup olduğu Kureyş kabilesinin Mahzûmoğulları kolu  hilfü’l-ahlâf a bağlı olmanın yanı sıra kubbe...

Necaşi

NECÂŞÎ ASHAME النجاشي أصحمة en-Necâşî Ashame b. Ebcer (ö. 9/630) Muhacirleri himaye eden ve Hz. Peygamber’in davetini kabul edip müslüman olan Habeşistan kralı. Habeşçe’de “hükümdar” anlamına gelen ve Batı dillerinde negus imlâsıyla yazılan negâsî kelimesinin Arapçalaşmış şekli olan necâşî Habeş kralları için kullanılan bir unvandır. Arapça kitâbelerde bunun karşılığı olarak “melikü’l-Habeşe” ve “melikü Aksum” unvanı yazılmıştır. Necâşî, Arap kaynaklarında özel isim olarak da geçmekle birlikte bu durum unvanın lakaplaşmasından kaynaklanmakta ve Resûl-i Ekrem’in gıyabî dostluk kurduğu necâşînin adının Ashame olduğu bilinmektedir.

Taif Kuşatması

 Tâif kuşatması Huneyn Savaşında yenilen müşrikler  Tâif’teki diğer müşriklerin yanına sığınmışlardı.  Hz. Peygamber düşmanın toparlanmasına fırsat vermemek için Tâif şehrini kuşatmaya karar verdi. Tâifliler, daha önceden savaşa hazırlandıkları için kale içinde 1 yıl kadar uzun süre savunma savaşı yapabilecek kadar erzakları olan bir durumda idiler. Hz. Peygamber mancınık kurulup Tâiflilerin taşa tutulması konusunda ashâbıyla konuştu. Selmân el-Fârisî, mancınık yapılmasını teklif edince Hz. Peygamber ona bu görevi verdi. O da bir mancınık yapıp, Tâif’e karşı dikti. Müslümanlardan bazıları, sığır derisinden yapılmış debbâbenin altına girdiler. Kalenin duvarını delerek geçmek için bu debbâbe yardımıyla sürünerek kaleye yaklaştılar. Sakîfliler, onların üzerlerine ateşte kızdırılmış demirler ile şişleri bırakarak debbâbeyi yardılar ve yaktılar.

Hamraül Esed Gazvesi

Uhud Gazvesi’nin ertesi günü Kureyş ordusunu takip için gerçekleştirilen Hamrâülesed Gazvesi’nin sebebi hakkında farklı iki rivayet bulunur. İbn Hişâm Hamrâülesed Gazvesi’nin düşmanı korkutmak, Müslümanların Uhud’da verdiği kayıplardan dolayı zayıf düşmediğini göstermek amacıyla düzenlendiğini, Vâkıdî ise Resûl-i Ekrem’in bu gazveyi, Mekke’ye doğru yola çıkan Kureyş ordusunun geri dönüp Medine’ye baskın düzenleyeceğine dair haberlerin kendisine ulaşması üzerine tertip ettiğini söyledi. Müslümanlar Uhud Gazvesi’nden sonra şehitlerini defnedip aynı gün Medine’ye dönmüşler; Sa‘d b. Ubâde, Hubâb b. Münzir ve Katâde b. Nu‘mân başta olmak üzere ensarın ileri gelenleri, düşmanın Medine’ye âni bir baskın düzenlemesi ihtimaline karşı yaralı olan Hz. Peygamber’in kapısında nöbet tutmaya başlamışlardı. Bilâl-i Habeşî’nin sabah ezanını okuduğu ve Resûlullah’ın namaza çıkmasının beklendiği sırada gelen Abdullah b. Amr b. Avf el-Müzenî, Kureyş ordusunun Medine’ye baskın düzenlemeyi planladığını h...

Bi'r-i Maûna Faciası

Bi'r-i Maûna Faciası Hicret’in 4. senesi Sefer ayı idi. Benî Âmir kabilesinin efendisi ve reisi Ebû Bera Âmir b. Mâlik, Pey­gam­be­ri­mizi ziyaret maksadıyla Medine’ye geldi. Ebû Bera, samimi bir insan, Resûl-i Ekrem’e ve Müslümanlara dost biriydi. Efendimize hediye etmek üzere de iki at ile iki deve getirmişti. Ancak Resûl-i Ekrem, “Ben, müşriklerin hediyesini kabul edemem. Eğer hediyenin kabul edilmesini istiyorsan Müslüman ol!” di­yerek onun hediyesini kabul etmedi ve kendisini Müslüman olmaya davet etti.

UHUD SAVAŞI

I.         Hicretin 3. Senesi, 7 Şevvâl, Milâdî 625. Kureyş müşrikleri Bedir'de uğradıkları hezimetin acısını bir türlü unutmak istemiyorlardı, daha doğrusu unutamıyorlardı. İleri gelenlerinden bir çoğunu bu savaşta kaybetmişlerdi. Bir avuç Müslümandan yedikleri ağır darbe ile izzet-i nefisleri kırılmıştı. Civar kabileler nezdindeki prestijleri de haliyle sarsılmıştı. Ayrıca, sahilden giden Şâm ticaret yollarının Resûl-i Ekrem tarafından devamlı kontrol altında tutulması da ticarî hayatlarına oldukça ağır darbe vuruyor, onların askeri ve iktisadî mukavemetlerini kırıyordu. Kureyş müşrikleri bu sefer Irak yoluyla Şam'a ticaret kervanlarını göndermeye başlamışlardı, ama burası da Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından kısa zamanda haber alınmış, gönderdiği seriyye ile bu yoldan giden ticaret kervanları kıstırılarak, mallarına el konulmuştu.

Peygamberimizin Tezkiye Görevi

  Tezkiye kelimesi temizlenme, arındırma anlamlarına gelir. Terim olarak ise inkar, isyan ve gafletten kalbi, ruhu ve nefsi arındırmaya; kendini veya başkasını kusurdan uzak tutup temize çıkarmaya, manevi kirlerden (cehalet, şirk, küfür, günah, çirkin düşünce gibi) temizlemeye denir. Âyet-i kerîmede buyrulur: “(Ey insanlar!) Andolsun ki, kendi içinizden, size bir Peygamber gönderdik. O, size âyetlerimizi okuyor, sizi tezkiye ediyor (kötülüklerden arındırıyor), Kitâb’ı ve hikmeti tâlim edip bilmediklerinizi öğretiyor.” (el-Bakara, 151) Bu âyet-i kerîmede Cenâb-ı Hak,  Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ’in üç mühim vazifesine dikkat çekiyor: Allâh’ın âyetlerini okuyup dîni tebliğ etmek. İç âlemleri tezkiye etmek; duyguları temizlemek. Bu rûhî terbiye neticesinde Kitab’ın derinliklerini; kâinat, hâdisat ve vukuatta sergilenen ilâhî sır ve hikmetleri öğretmek Bilindiği üzere, Peygamber Efendimiz’in ümmetini İslâm inancına dâveti; gelen vahyi ok...

Hz. Peygamberin Temsil Görevi

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Temsil Görevi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bir diğer görevi ise temsildir. Temsil sözlükte “simge, örnek olma, belirgin özellikleri ile yansıtma, birinin veya bir topluluğun adına davranma” gibi anlamlara gelir. Hz. Muhammed (s.a.v.), gerek ümmeti gerekse tüm insanlık için dinî ve dünyevi konularda en güzel örnek olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de  “İçinizde Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resulullah’ta güzel bir örneklik vardır.”  ayetiyle bu konuya dikkat çekilmiştir. Hz. Peygamber de  “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. ”buyurarak temsil görevine işaret etmiştir. Kur’an’ın ilk muhatabı olan Hz. Peygamber onu en iyi şekilde anlamış ve yaşamıştır. Böylece söz, fiil ve davranışlarıyla insanlara örnek olmuştur. Onun ahlakını en güzel şekilde tarif eden kişi, Hz. Aişe (r.a.) olmuştur. Hz. Peygamber’in ahlakının nasıl olduğunu sorulduğunda Hz. Aişe (r.a.): “Siz hiç Kur’an okumuyor m...

Hz.Muhammed(SAV) Dönemi

Resim
Peygamber Efendimiz İslamiyeti tebliğ etmeye başladıktan sonra Mekkeli müşrikler İslamiyete karşı çıkıp onun yayılmasını engellemek istediler. Mekkeli müşriklerin İslamiyete karşı çıkmalarının sebepleri: 1) İslamiyetin insanları hukuken eşit saymasına rağmen müşriklerin o günkü toplumunda köleliğin temel  toplumsal durumlardan biri olması 2) İslamiyet, bütün ahlaksızlıkları reddettiği halde onların birçok ahlaksızlığı yaşam biçimi haline getirmiş olması. 3)İslamiyet kadına ve erkeğe haklar ve ödevler olarak adaletli bir şekilde değer verdiği halde onların kadınlara hiçbir değer  vermemesi ; hatta kız çocuklarını diri diri toprağa gömmesi 4)Putperestliğin öneml bir gelir kaynağı olduğu Mekke'de müşriklerin İslamiyet yüzünden zenginliklerini kaybedeceklerini düşünmeleri 5)Araplar arasındaki kabile üstünlüğü/kabilecilik anlayışı  6)Arapların geleneklerine ve geçmişe son derece bağlı olmaları 7)Öldükten sonra hesap verme endişesi 1. Akabe Biatları Peygamberimiz İslamı anl...