Kayıtlar

Şubat, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Gece

On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi, Kumdan, ayın on dördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler; Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi! Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî’î: Bir kerre, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; Bir kerre de, ma’mûre-i dünyâ, o zamanlar, Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi. Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin, Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi. Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz, Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi! Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sûm, Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi! Aczin ki ezilmekti bütün hakkı, dirildi; Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi! Âlemlere, rahmetti, evet, Şer’-i Mübîn’i, Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi. Dünyâ neye sâhipse, onun vergisidir hep; Medyûn ona cem’iyyeti, medyûn ona ferdi. Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet... Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr il...

Klasik Osmanlı Siyaset Düşüncesinin Temelleri

İslam devlet geleneği hâkim olmuştur. Bu dönemde, Osmanlı devletinin kuruluşunda siyasi düşünce olarak Selçuklu siyasi görüşü ve İslam Devlet geleneğinden etkilenmiştir. Devlet yönetimi için Selçuklu dönemindeki devlet şekli örnek alınarak Osmanlı devlet anlayışı üç temel esastan oluşmuştur.  Bu üç temel esas şu şekildedir;  1. Devlet-i Ebed Müddet (Devletin sonsuza kadar yaşatılması)  2. Nizam-ı Âlem (Dünya düzeninin sağlanması adalet ve barışın sağlanması)  3. Kanun-ı Kadim (Kamu hukuk kurallarının üstünlüğü, büyük kanunlar) dir. 

Pertek Kalesi Tarihi

Resim
2800 yıllık tarih Pertek Kalesi Milattan önce 8’inci yüzyılda Murat Nehri’nin kıyısındaki sivri bir tepenin üzerine Urartular tarafından inşa edilen Pertek Kalesi, 1974 yılında Keban Barajı’nın kurulmasıyla sular altında kalarak ada görünümüne kavuştu. Urartulardan Perslere, Helenlere, Roma’ya, Selçuklulara ve Mengüceklilere ev sahipliği yapmış, Osmanlılar zamanında da onarımı yapılan kale, iç içe iki surdan oluşuyor ve surlar arasında yapı kalıntıları bulunuyor. Kalenin güney cephesindeki yontma taşların arasına kondurulmuş kırmızı sert tuğlalar ve serpiştirilmiş mavi çiniler içinde ise sarnıç ve yapı kalıntıları mevcut. Kaynak : kolayyolculuk  📸: @ymirnam  #kolayyolculuk #seyahat #travel #tatil #bestdestinations #destination #traveling #travelinspiration #gezi #vacation 

Fatih Döneminde Devlet Yönetiminde Yapılan Değişiklikler

Resim
 a) Fatih , padişahın divana başkanlık etme uygulamasına son vererek veziriazamları etkin kıldı. Diğer taraftan onların kararlarını padişaha sunmaları esasını getirerek padişah otoritesinin üstünlüğünü yine devam ettirdi. Hem de divan daha işlevsel hale gelmiş oldu. b)Müsadere uygulamasını üst düzey devlet memurlarının hepsine ölümleri halinde de uygulamak üzere genişletti. Böylece onların hem dürüst davranmalarını sağladı, hem de merkezi otorite karşısında başka güç odakları oluşmasının önüne geçmiş oldu. c)Haremden evlenme geleneğini başlattı. Böylece nüfuzlu ailelerin Osmanlı içerisinde etkin olmasının önüne geçerek bu açıdan da merkezi otoriteyi güçlendirmiş oldu. Yeni Uygulamayı Burdan İndir

Osmanlı Devleti Klasik Dönemi Ekonomi Tarihi ve Sonrası

    Merkez Maliyesi ve Hazine Yönetimi  İlk kez II. Murat zamanında Çandarlı Kara Halil Paşa ve Karamanlı Rüstem Paşa tarafından oluşturulan Osmanlı Devleti Maliye Teşkilatı’nın başında defterdar bulunurdu. Defterdarın idaresindeki Osmanlı hazinesi, iç hazine ve dış hazine olmak üzere iki kısma ayrılır, hazinede para ve çeşitli kıymetli eşyalar saklanırdı. İç hazine (Hazine-i hassa): Padişaha ait hazineydi ve gerektiği zaman devlet hazinesine buradan para aktarılabilirdi. Dış hazine (Devlet hazinesi): Örfî ve şerî vergilerin, ganimet gelirlerinin ve diğer gelirlerin toplandığı hazineydi.

XVII. Yüzyıl Sonrası Osmanlı Devlet Ekonomisi

  XVII. Yüzyıl Sonrası Osmanlı Devlet Ekonomisi - XV. yüzyıla kadar ticaret yolları büyük ölçüde Osmanlı Devleti’nin kontrolü altındaydı. , - Coğrafî keşifler sonucu Osmanlı’nın Akdeniz ve Karadeniz’deki ticaret limanları önem kaybederken Atlas Okyanusu’na kıyısı olan Avrupa limanları önem kazanmaya başlamıştır. - Amerika’nın altın ve gümüşünün Avrupa’ya girmesiyle birlikte Osmanlı akçesi değer kaybetmiş, bu durum Osmanlı ekonomisini olumsuz etkilemiştir.

Osmanlı Devleti’nin Klasik Dönem Ekonomik Yapısı

Resim
  Osmanlı Devleti’nin Klasik Dönem Ekonomik Yapısı 1.Ahilik       Fiskalizm, iaşecilik ve gelenekçilik  ilkeleri etrafında şekillenen Osmanlı ekonomisinde Ahiler önemli bir rol oynamışlardır.   Osmanlı Devleti’nde Ahi örgütlenmesine lonca teşkilatı denilmiştir. Esnaflar birbirleriyle yardımlaşmayı ve dayanışmayı sağlamak amacıyla esnaf birlikleri kurmuşlar ve kurdukları bu esnaf birlikleriyle teşkilatlanmışlardır.       Lonca Teşkilatı’nın geçmişte yaptığı görevlerin bir benzerini, günümüzde Esnaf Odası, Pazarcılar Odası ve Şoförler Odası gibi kurumlar üstlenmiştir.       Osmanlı şehirlerindeki ekonomik faaliyetler her ülkede olduğu gibi belirli şartlara bağlandığı için her isteyen zanaata ve ticarete atılamazdı. Şehirlerde plansız iş yeri açmayı önlemek ve bölgeler arasında ekonomik dengeyi sağlamak için çeşitli tedbirler alınmıştır.  Bu tedbirlerden biri de gedik hakkıdır. Gedik hakkı, ihtiyaç duyulduğunda...

Osmanlı Ekonomisi Ana İlkeler

 OSMANLI EKONOMİSİ  Osmanlı ekonomisinde klasik dönemde üç ana ilke etkili olmuştur.  Bunlar; iaşecilik, fiskalizm ve gelenekçilik tir.  İaşecilik: Bu ilkeye göre reayanın refahını sürekli kılmak için öncelikle piyasada istenilen kalitede, uygun fiyatta yeteri kadar mal bulunmalıdır. Bu nedenle Osmanlı’da üretime önem verilmiştir.  Gelenekçilik : Bu ilke sosyal ve ekonomik ilişkilerde mevcut dengeleri(üretim-tüketim dengesi) korumayı ve var olan düzeni bozacak değişme eğilimlerini engelleme eğilimlerini ifade etmektedir.  Fiskalizm : Bu ilke hazineye ait gelirleri mümkün olduğunca yüksek tutma ve ulaştığı düzeyin altına indirmemeyi hedefliyordu. Devletin bir yandan gelirlerinin yükseltmesi, diğer yandan harcamaların kısılması olarak özetlenebilir.  Ülke toprakları hanedana aitti ancak bu toprakların kullanımı reayaya(halk) bırakılmıştı. Devlet, her köylüye geçimini sağlayacak kadar toprağı kullanmasına özen göstermişti. Tarımsal teşkilatlanmayı da tı...

TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE EKONOMİ

  TÜRK-İSLAM DEVLETLERİNDE EKONOMİ        Türk-İslam devletlerinde ekonomi tarım, hayvancılık ve ticarete dayanırdı. Karahanlılardan başlamak üzere hemen tüm Türk-İslam devletleri İpek ve Baharat yolunun kontrolüne önem vermişlerdir. Özellikle Karahanlılar ve Selçuklular bu yollar üzerinde Ribat(hem güvenlik hemde ticaret için oluşturulan sınır ve yol üzerindeki yapılar) ve kervansaray inşasına önem vermişlerdir. Özellikle Selçuklular paraya da önem vermişler Altından yapılan Dinar ile gümüşten yapılan Dirhem önemlidir.

Osmanlıda Kardeş Katli Meselesi

  Kardeş katli,  Osmanlı padişahlarının "devletin bekası" için kardeşlerini öldürmeleri olayıdır. Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan “Fatih Kanunnamesi” ile resmiyet kazanmıştır. Fatih Kanunnamesi’ne dayanan kardeş katli yaklaşık 150 yıl boyunca geçerliliğini sürdürdü. Bu süre içinde 61 şehzadeden 22’si devlete isyan ettikleri için, diğerleri ise Fatih Kanunnamesi’ne dayanılarak öldürüldü. 1603 yılında Osmanlı tahtına geçen I. Ahmet kardeşi Mustafa’yı öldürmedi ve hanedan ailesinin aklı başında olan en büyük üyesinin tahta çıkması sistemini getirdi (ekberiyet ve eşrediyet). Nitekim 1617’de öldüğünde, oğulları olduğu halde, Osmanlı tahtına 22 Kasım 1617’de hanedanın en yaşlı üyesi olarak kardeşi I. Mustafa çıktı. Böylece Osmanlı tahtına ilk kez bir padişahın oğlu değil, padişahın kardeşi geçmiş oluyordu.

"Devletin Toprakları Padişahındır" Anlayışı

  Devletin Toprakları Padişahındır anlayışı eski Türk devletlerin kut anlayışına dayanmaktadır. Eski Türk devletlerinde Gök Tanrı inancına göre ülkeyi yönetme yetkisi boylara verilmiştir ve ülke o hanedanın ortak malı anlayışı gelmiştir. Bu anlayışa göre ülke toprakları gerekirse hanedan arasında paylaşılırdı. Fakat yönetici olarak kağana bağlı kalırlardı. Hanedandan bir kişi öldürüleceği zaman hiç bir zaman kanı akıtılmamıştır. Boğularak öldürülmüştür. Anlayış gereği eski Türklerde ülke kağana ve ailesine aittir. Çünkü hiç bir zaman kağanın soyundan gelmeyen bir kişi kağan olamamıştır. I. Murad Dönemi’nde kabul edilen “Devletin toprakları padişah ve oğullarınındır.” ilkesinin yerine Fatih Devri’nde “Devletin toprakları padişahındır.” anlayışı getirilmiştir. Bu durum, padişahın ülke üzerinde mutlak otorite sahibi olmasını sağlamıştır. Böylece merkezi otorite güçlenmiş ve devletin otoritesi de artmıştır.

Şair Sultanlar

  Şair Sultanlar İyi bir eğitimden geçen Osmanlı şehzadeleri ve sultanları,  müziğe ve şiire de  ilgi göstermişlerdir. Fatih Sultan Mehmet, güzel sanatların çeşitli dallarıyla ilgilendi. Özellikle şiire  büyük önem vermiş olup  Avnî mahlasıyla şiirler yazdı. Hiç kimse yok kimsesiz Herkesin var bir kimsesi Ben bugün kimsesiz kaldım Ey kimsesizler kimsesi ******* Kimse aradığım yollarda Kimsesizlik kimsem oldu Dinsin artık hicranın cana Kimse aradığım yollar Kimsesiz kimselerle doldu   Avnî II. Bayezid, büyük bir âlim ve sanatkâr olup  Çağatay Türkçesini ve Uygur Alfabesini de bilen bir padişah olup Adlî mahlasıyla şiirler yazmış ve bir “Divân” tertip etmiştir. Ey kemân-ebrû n’ola kurbân idersen cân sana Bin benüm gibi ider her lahza cân kurban sana Mihrüni canda ezelden saklar idüm sanma kim Dâr-ı dünyâda görüp hayran olupdur cân sana Adlî Yavuz Sultan Selim, Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen ve bir Farsça divan tertip edecek derecede şiirler yazabilen ş...

II.Murad Dönemindeki Kültürel Gelişmeler

  II. MURAD DÖNEMİ’NDEKİ KÜLTÜREL GELİŞMELER II. Murad , bilinçli bir Türkçeciliğe sahip olup, Türkçenin gelişmesi için  tedbirler almıştır. II. Murad Dönemi’nde, âlim ve şairlerin çoğu, eserlerini Türkçe yazmışlardır. Danişmendnâme (Türklerin Anadolu’yu fethini anlatan destan) yi  yeniden  yazdırdı. Kâbûsnâme  adlı eseri Türkçeye tercüme ettirildi. Yine Osmanlı şiir mecmualarından olan Mecmûatü’n-Nezâir de II. Sultan Murad’a adandı.  II. Murad Dönemi’nde bilimsel ve kültürel çalışmalara verilen destek sayesinde Azerbaycan, Türkistan ve Arap Yarımadasından tanınmış birçok şair ve yazar Edirne ve Bursa’ya gelerek yerleşti. Döneminde birçok eserin yapılmasına öncülük ettiği için Ebü’l-Hayrat diye anıldı. Örnek: Bursa Muradiye Cami ve Edirne Muradiye Camii. Sultan İkinci Murad, Ankara civarında Basıkhisar nahiyesinin yakınında yaptırdığı büyük köprünün geçiş ücretini Mekke ve Medine’deki yoksullara gönderilmek üzere vakfetmiştir..  Yine her yıl Surre-i Hü...

Osmanlı'da Sözlü ve Yazılı Kültür

  OSMANLI’DA SÖZLÜ VE YAZILI KÜLTÜR Sözlü kültür Eski Türk destanlarında, şiirlerinde yer alan  temalar  Osmanlıların kuruluş döneminde Rumeli’ye gerçekleştirdiği fetih hareketlerine de yansımıştır. Osmanlı esnaf teşkilatı içinde yetişen saz şairleri  bu  sözlü kültürü devam ettirmişlerdir.Örnek: Köroğlu. XV. yüzyıldan itibaren en çok görülen sözlü edebiyat ürünü halk hikâyeleridir. Örnek:  Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber . Ayrıca  Yazıcıoğlu Mehmed’in Hz. Muhammed’i anlatan Muhammediyye,  Kur’an-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap olmuştur. Köy seyirlik oyunları, kukla, karagöz, meddah ve orta oyunu, sözlü kültürel geleneğin en zengin unsurlarını taşıyan tiyatro örnekleridir. Edirne ve Topkapı saraylarında başlatılan helva sohbetleri de bir başka sözlü kültür geleneği olarak Osmanlı’daki üst ve orta sınıfı bir araya getirmiştir.  Türkülerin, ilahilerin, marşların söylendiği, oyunların oynandığı bu toplantılar XX. yüzyılın ilk yarısına ka...

Osmanlı Beyliği’nin kuruluşu hakkında ileri sürülen çeşitli nazariyeler

Paul Wittek Tarihçi Yazar Paul Wittek Osmanlı Beyliği’nin güçlü bir devlet olmasını bu beyliği kuranların gaza düşüncesi ile hareket etmesine bağlamaktadır. Ona göre Osmanlılar gaza ile ganimet elde etmeyi amaçlamışlardır. Bunun yanında kendi dinlerini başka yerlere yaymak isteyen Gaziler ele geçirilen bölgelerdeki halkın dini inançlarına saygı duymuşlardır. Bu da farklı dinlere inanan insanların birlikte yaşama arzusunu ortaya çıkarmıştır. Wittek, Osmanlı’nın Kayı boyu ile alakası olmadığını iddia etmiştir. Fuat Köprülü Fuat Köprülü Osmanlı’nın kuruluşu ile ilgili tüm nazariyeleri incelemiş bunlardan tek yönlü bakış açısına sahip tezleri reddederek birçok etkeni bir arada vermiştir. Ona göre Osmanlı Beyliği’nin güçlü bir devlet olmasını da özetle şunlar etkili olmuştur: Moğol baskısından kaçan Türklerin göçü ile nüfusun artması Gaza ruhu ile hareket edilmesi Gaziyan-ı Rum, Bacıyan-ı Rum,  Ahiyan-ı Rum , Abdalan-ı Rum gibi askeri sosyal ve ekonomik grupların desteği Jeopolitik üstü...

Kadızâde-i Rûmî

  Kadızâde-i Rûmî  (yak. 1364,  Bursa ,  Osmanlı Devleti  – 1436,  Semerkant ,  Timur İmparatorluğu ) asıl adı  Selahaddin Musa , Orta Çağ'ın ünlü  Türk   matematik  ve  astronomi  bilgini. Osmanlı Devleti 'nde yetişmiş bir bilim insanı olan Kadızade, eğitimini tamamlamak için gittiği  Timur İmparatorluğu 'nda  Uluğ Bey 'e hocalık ve yol göstericilik yapmış; Uluğ Bey'in Astronomi Cetvellerinin hazırlanmasında büyük hizmeti geçmiştir. Uluğ Bey Medresesi'nde  Ali Kuşçu  ve  Fethullah Şirvani 'yi yetiştirmiştir. Torunu  Mirim Çelebi  15. yüzyılın önemli matematikçileri arasındadır. Hayatı Bursa'da ulema sınıfından bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası, Bursa Kadısı Mehmed Efendi'dir. Dedesi Mahmut Çelebi de uzun süre Bursa kadılığı yapmış ve bu nedenle " Koca Kadı " olarak tanınmaktaydı. Babasının ölümü üzerine dedesi Kadı Mahmud Çelebi tarafından yetiştirildi. Medrese öğrenimine Bur...

Ali Kuşçu Hayatı ve Eserleri

  ALİ KUŞÇU (1403-1474) Ali Kuşçu, küçük yaşlarda matematik ve astronomi bilimleri ile ilgilenmeye başlamıştır ve böylece o dönemin en iyi eğitimcilerden bu alanlarda eğitimler almıştır. Uluğ Bey’in yardımcılığını yapan Ali Kuşçu aynı zamanda rasathane müdürlüğü görevlerinde de yer almıştır. Fatih’in daveti üzerine İstanbul’a geldi.Türkiye'deki   ilk  gerçek astronomdur. Pek çok eser vermiştir. Ali Kuşçunun Astronomi Türündeki  Eserleri Şerh-i Zîc-i Uluğ Bey Risâle fî Halli Eşkâli Mu‘addili’l-Kamer li’l-Mesîr (Fâide fî Eşkâli ‘Utârid) Risâle fî Asli’l-HâricYumkin fî’s-Sufliyyeyn Şerh ‘ale’t-Tuhfeti’ş-Şâhiyye fî’l-Hey’e Risâle der ‘İlm-i Hey’e El-Fethiyye fî ‘İlmi’l-Hey’e Risâle fî Halli Eşkâli’l-Kamer Ali Kuşçunun Matematik Eserleri: er-Risâletu’l-Muhammediyye fî’l-Hisâb Risâle der ‘İlm-i Hisâb Kelâm ve Usûl-i Fıkıh Eserleri: eş-Şerhu’l-Cedîd ‘ale’t-Tecrîd Hâşiye ‘ale’t-Telvîh Mekanik Aletleri Hakkındaki Eseri: et-Tezkire fî Âlâti’r-Ruhâniyye Ali Kuşçunun Dil ve...

Dersimiz Tarih Uygulaması

Dersimiz Tarih Uygulaması
Yükle