Kayıtlar

9.Sınıf Temel Dinî Bilgiler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ahlak ile Terbiye İlişkisi

Öğretim, insana çevresindeki nesneler  ve olaylar hakkında doğru bilgiler kazandırmayı  hedefler. Öğretim faaliyetlerinin doğru sonuçlar vermesi için, terbiye ile yönlendirilmesi ve sınırlarının belirlenmesi gerekir. Öğretim ile birlikte ahlakını ve karakterini de Rabbinin istediği biçimde şekillendiren insan, hem çevresine faydalı hem de Rabbinin rızasına uygun davranışlar sergileyen bir Müslüman haline gelir Not:   Rab kelimesi sözlükte bir şeyi yetkinlik noktasına varıncaya kadar kademe kademe inşa edip geliştirmek manasına gelir. Yüce Allah’ın güzel isminden biri olarak da “Terbiye eden, gözetip koruyan, nimet veren, ıslah edip geliştiren.” gibi anlamlara gelir. Din, bir anlamda güzel ahlaktır. Güzel ahlak da elbette ki güzel bir terbiyeyle mümkündür.   ****** Eğitimin amaçlarından biri de ahlaklı bireyler yetiştirmektir.Nitekim Kur'an ve Sünnet'in temel amaçlarından biri de insanları eğitmek ve terbiye etmektir. Terbiye ile ahla...

İslam Ahlakının Kaynakları

Dinimizde her konuda olduğu gibi ahlak alanında da temel kaynaklarımız Kur’an ve sünnettir. Kur’an-ı Kerim’de ahlaki davranış olarak övülen ve önerilen güzel huylar yanında yerilen ve uzak durulması tavsiye edilen kötü huylardan da bahsedilir. Yüce kitabımızda  Kalem suresi, 4. ayet'te  “Şüphesiz ki sen, yüce bir ahlak üzeresin.” ifadesiyle övülen Peygamber Efendimiz adeta “Canlı Kur’an” olarak ahlaki güzelliklerin tamamını hayatında yaşamış ve bizlere bu konuda da örnek olmuştur.   Kur’an-ı Kerim’de ihlas, takva, doğruluk, adalet, cömertlik, sevgi, ana-babaya iyilik gibi güzel huylar emredilmekte; riya, yalan, gıybet, rüşvet, cimrilik gibi kötü huylar da mü’minlerin uzak durması gereken günahlar olarak anlatılmaktadır. Peygamber Efendimiz de Kur’an-ı Kerim’de anlatılan güzel ve çirkin huyları hadislerinde açıklayarak, nasıl anlaşılması gerektiği konusunda ayetlerdeki emir ve yasakları tefsir etmektedir. Örneğin Hadis  kitaplarından Müslim'de ( Birr, 70)...

Hukuk ile Ahlak İlişkisi

Hukuk,terim olarak bireyin davranışlarını  ve toplumu düzenleyen gelenek, görenek, töre ve inanç gibi çeşitli kaynaklara dayanan ve yaptırım içeren kurallara denir. Ahlak ise bireyin fıtrat, huy, karakter gibi kişilik özelliklerinin tümünü kapsayan bir kavramdır. Hukuk, toplumsal bir varlık olan insanın kendisine ve başkalarına zarar vermeksizin, toplum içerisinde insan olmanın gereğine göre yaşaması için sınırlar çizer.  Hukuk, insanların ahlaki eylemlerde bulunmalarını vicdanlara bırakmayıp, herkesi toplum içerisinde yaşamanın gerekleri noktasında zorlar ve yaptırım uygular. İslam hukuku, Allah’ın (c.c) emir ve yasaklarına uygun olarak bireysel ve toplumsal hayatı düzenlemeyi amaçlar. Kişiyi dünya ve ahiret hayatında iyiye, güzele ve doğruya ulaştırmayı hedefler. Ahlak ise bu hedeflere ulaşmayı öngörür. Dinimizin emirleri, yapan ve buna muhatap olan kişiye iyilik ve güzellik sağlar; yasakları ise kötülükten ve çirkinlikten korunmayı sağlar.

İslam Hukukunun Kaynakları

Hukukta bir hüküm vermek için delil gereklidir. Yani hâkimin hükme nasıl ulaştığını gösteren  meşru bir dayanağının olması gerekir. Bu delilin de bir kaynağı olmalıdır. İslam hukukunun dayandığı kaynaklara edille-i şer’iyye denir Edille-i Şer'iyye: 1.Kur’an-ı Kerim , bizzat Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarını içerdiğinden, tabii olarak İslam hukukunun da temel kaynağı olmuştur. 2.Hz. Peygamberin söz, davranış ve onaylarını içeren sünneti Kur'an-ı Kerim'den bu iki kaynağın delili şudur ki Nisâ suresi, 59. ayette “…Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah’a ve ahirete  gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. geçer. 3.İcma ;ümmetin  fikir birliği ettiği görüşler. Delili Kur'an-ı Kerim'deNisâ suresi, 115. ayet. :“Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygambere karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde ...

Kamu Yararının Gözetilmesi

Dinimiz dünya ve ahirette insanın mutluluğunu amaçlar. Bu mutluluğu gerçekleştirmek için  kul hakkını gözetmek esastır. Toplum yararı anlamına gelen kamu yararını ihlal etmek kul hakkını  zedeler. Bireysel menfaat ile kamu menfaati çatıştığında, kişilerden kamu yararına göre hareket etmesi  beklenir. Ancak bunu yaparken bireysel haklar da gözetilmelidir.  Kamu yararı, toplumun faydasına bir durumu içermekle beraber; toplumun zararına olmayanı da ifade eder.Örneğin kamu yararı düşünülerek inşa edilecek bir fabrikanın, o bölgeye sağlayacağı istihdam ve üretimle ülkenin kalkınması amaçlanır. Bu faydalar elde edilirken çevreye zarar vermemek için gerekli tedbirlerin alınmasına da özen gösterilmelidir x

Suç ve Ceza Arasında Denge

Beşer, şaşar.İnsan , çeşitli etkenlere  bağlı olarak hata yapar.Bunun için bir suç; suçun  niteliği, işleniş şartları ve sebepleri çerçevesinde   değerlendirilir. Suçun niteliğini belirleyen bazı unsurlarvardır. Örneğin suç işleyen kişinin çocuk olması  ile yetişkin olması; ruhsal sağlığının yerinde olması ile akli dengesinin bozuk olması gibidurumlar suçun karşılığı olan cezanın niteliğini değiştirir. Suç kabul edilen fiilin bir saldırı olması          ile bir müdafaanın gereği olması da yine suçun niteliğini belirleyen unsurlardandır. Suçtan  doğan zararın boyutu da suç hakkında hüküm verirken önemlidir. Zararın boyutu, telafi edilebilirliği,  bireysel veya kamusal boyutu suçun niteliğini etkiler. Örneğin bir suç, kamusal boyutta bir zarara yol açmışsa cezası daha fazla olur. Yine suçu işleyen kişinin niyeti de suçun  niteliğini belirlemek açısından göz önünde bulundurulması gereken hususlardandır. Kişinin,  s...

Suçun Şahsiliği

İslam hukukunda kişiye emir ve yasaklarla Allah (c.c.) tarafından çizilen sınırlara ve konulan ölçülere hudûd denir.İslam hukukunda had kavramı, Allah (c.c.) hakkı olarak yerine getirilmesi  gereken hususların aşılması durumunda uygulanan cezalar anlamında kullanılır. Hak din olan dinimiz İslamiyette cezalar, bireysel olup kişi anne, baba veya herhangi bir yakınının işlediği  bir günah yüzünden kınanamaz veya cezalandırılamaz. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de Necm suresi, 38. ayette“Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.”  buyurulur. Dinimizin yaşamış örneği olan Peygamber Efendimiz de  Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 9.da geçtiği üzere “…Bilesiniz ki kişi ancak kendi suçundan ötürü cezalandırılır.Baba evladının suçundan, evlat da babanın suçundan dolayı cezalandırılamaz.” konunun önemine işaret etmiştir.

Adaletin Gözetilmesi

          "Adalet mülkün temelidir.” Adalet,hukukun öngördüğü  esaslara  göre  hakka  ve hukuka uygunluk,herkese kendine uygun olanı verme  anlamlarına gelir. Toplumda  hak ve sorumlulukların yerine getirilebilmesi,bireyleri koruyan,eşitlikçi bir ölçüt olarak hukukun bulunmasına bağlıdır.Kişisel hevesler veya isteklerle toplumda düzen ve dirlik sağlanamaz. İlk ilkemiz  böylece  kişisel heves ve isteklere  dayanmamak. İkinci  ilkemiz  uygulamada  eşitlik ilkesidir. Aynı  suçu işleyenlerin hepsine aynı cezanın verilmesidir. Hukukta  karar verilirken  birine duyulan sevgi veya  nefret  sonuç üzerinde etkili olmamalıdır. Kur'an-ı Kerim' den  örnek  delil: “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, faki...

Helallerde Genişlik

                                      “Eşyada aslolan mübah olmasıdır.” Yüce Allah’ın emrettiği  şeyler iyi ve güzel, yasakladığı şeyler de kötü ve çirkindir. Dinimizce yapılması serbest bırakılmış hususlara helal , yapılması yasaklanmış olanlara haram , yapılması sevap veya günah olmayanlara ise mübah    denir. Helaller ve haramlar; yeme, içme, giyim, kuşam ve kazanç gibi hayatın tüm alanlarını  kapsar. Ancak dinimizde helal alanı, haram alanından daha geniştir. Örneğin, Allah’ın (c.c.) insanlara   bahşettiği birçok içecek helalken, sadece alkollü içecekler haram kılınmıştır. Yine yaratılan   pek çok yiyecek helalken, domuz eti, leş ve kanı akmadan ölmüş hayvan eti gibi belli başlı birkaç   yasak söz konusudur. Normal şartlarda haram kılınmış fiiller dahi zaruret durumlarında, zaruret miktarı kadar    ve geçici olarak mübah ...

İslam Hukuku

Hukuk : Belli bir ülkede kişilerin birbirleriyle , toplumla ve devletle ilişkilerini düzenleyen , devlet gücüne dayalı, maddi zorlamaya kadar varan yaptırım araçları ile desteklenen kurallar bütünüdür. Fıkıh : İslam’da bireysel ve toplumsal yaşama ilişkin düzenleyici kurallar bütününü ifade etmek için kullanılır.  Dinde derin kavrayış sahibi olma anlamında da kullanılmaktadır.  İslam Fıkhının Oluşum Tarihi: Hz. Peygamber, sahabe, tabiun dönemlerinde hazırlık safhasının tamamlandığı; müctehid imamlar döneminde sistemleşmeye başladığı; mezhep merkezli dönemde ise sistemin olgunlaştığı ifade edilebilir Fıkıh ” Kişinin haklarını ve sorumluluklarını bilmesi ” Ebu Hanife Ebu hanife’nin eserleri el-Fıkhul Ekber  el-Fıkhul Ebsat er- Risale Ebu Hanife yanında diğer  amelî mezhep imamlarının hepsinin de mezheplerinin esaslarını ortaya koyan kitapları mevcuttur. Dinde fıkıh , ahkamda fıkıhtan üstündür .            ...

İslamın Mülkiyet Anlayışı

Mal ve mülk edinme konusunda insanlar arasında farklılıklar vardır. Kur’an-ı Kerim bu konudaki fark şöyle ifade edilir:  “Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı.” (Nahl suresi, 71. ayet)  Bu farklılık insanların kabiliyet, çalışma ve gayretlerindeki farklılıklardan oluşmaktadır İslamiyette özel mülkiyet olmakla birlikte sınırsız değildir. Alışverişlerde  fiyat noktasında devlet gerekirse alt ve üst limitler belirleyerek üreticiyi veya tüketiciyi koruma yoluna gidebilir. İslam dini açısından ticaret ve miras yoluyla mülk edinmemiz helaldir. Hırsızlık, tefecilik, kumar, faiz ve rüşvet gibi yollardan mülk edinmek İslam dininde haramdır. Mülk edinmek haktır fakat bu mülkü savurmak veya israf etmek haramdır. Müslümanların helal yoldan edindikleri mallardan nisap miktarına ulaştıklarında zekât vermeleri  ve yıllık olarak fıtır sadakasını da vermeleri üzerlerine düşen bir vazifedir.

İşçi ve İşveren Hakkı

İslamiyet'te işçi-işveren ilişkisi her şeyden önce insani bir ilişkidir ve sadece maddi değil, manevi  yönden de taraflara ağır sorumluluklar yükler. Zira burda karşılıklı haklar vardır. İşçinin işveren üzerindeki hakları: 1.Ücret İşçinin işveren üzerindeki haklarının başında ücreti gelir. Çalışan kişinin ücretinin ne kadar olacağı önceden belirlenmeli ve zamanı gelince geciktirilmeden ödenmelidir. Peygamberimiz “İşçiye ücretini alın teri kurumadan ödeyiniz.” (İbn Mâce, Rühûn, 4.) buyurarak bu konunun önemini belirtmiştir. 2.İşçisinin beden ve ruh sağlığını  bozmayan bir iş ortamı. 3.İş güvenliğiyle ilgili tedbirlerin alınmasını ve ortamın oluşmasını  sağlamak. İşçinin işverene karşı sorumlulukları: 1.İşi en iyi şekilde yapmaya gayret etmeli ve dürüst davranmalıdır. Peygamberimiz “Allah, kulunun bir iş yapacağı zaman onu sağlam yapmasını ister.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, XXIV, 306.)buyurarak Müslümanların  işlerini düzgün ve özenle yapması ...

Kul Hakkı

   Kul hakkı, insanlar arası ilişkilerden doğan karşılıklı hakları ve sorumluluklar anlamına gelir.     Kul hakkı; insanların malı, mülkü gibi maddi varlıkları yanında  kişilikleri, toplumdaki itibar ve saygınlıkları açısından da dikkate alınması gereken bir hak türüdür.Kişinin aynı vakitte topluma ve devlete karşı da sorumlulukları vardır. Vergi vermek, askere gitmek, kamu düzenine uymak ve asayişi ihlal etmemek vatandaşlık görevleri arasında yer alır. Peygamberimiz hadislerinde Allah’ın (c.c.) kendisine karşı işlenen  günahları affedebileceğini ancak karşısına kul hakkıyla gelinmemesi gerektiğini belirtmiştir.    Nitekim, dünyada bir borcun ödenmesi, bir emanetin iade edilmesi gibi yollarla helalleşme sağlanamazsa kişinin, ihlal ettiği haklar sebebiyle ahirette  Rabbimizce sorgulanacağı  bildirilmiştir. Zira insan, boş yere veya çürüyüp toprak olsun diye böyle üstün bir varlık olarak yaratılmadı. Dünyadaki birçok kötülük, k...

Karz-ı Hasen

Karz-ı hasen, bir Müslümanın sırf Allah Rızasını düşünerek   borçlunun durumu iyileşince borcunu ödemesi koşuluyla gönüllü olarak bir başkasına faizsiz  borç vermesi anlamına gelir.  Rabbimiz, dinimiz İslam yoluyla bizlerin dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmamızı istemektedir.  Karz-ı hasen de dinimiz İslamın bu yöndeki uygulamalarından biridir. Meselenin diğer boyutunda ise güzel dinimiz İslamın borç konusundaki temel esasları yer alır. Bu esaslar  şunlardır: 1. Mecbur kalmadıkça borç almamak .  Peygamber Efendimiz, Buhârî, İstikraz, 2.'de geçen bir hadisinde :‘’Ya Rab! Günahtan ve borçtan sana sığınırım.” dua etmesi bu durumu bize işaret etmektedir. 2.Borç alıp vermede yazılı sözleşme yapılması gerekir. Kur'an-ı Kerim'de Bakara suresinin 282. ayetinde: “Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın...” buyurulması bunu emretmektedir. 3.Borçlunun imkânı olduğunda borcunu hemen vermesi gerekir. Peygemb...

İnfak Kültürü

İnfak, Allah’ın (c.c.) hoşnutluğunu kazanmak amacıyla kişinin kendi malından harcama  yapması, ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi demektir. Bu yönüyle infak, farz olan zekâtı ve gönüllü  olarak yapılan her çeşit yardımı içermektedir. Başkalarına yardımda bulunularak fakirler ve zenginler arasında gönül bağı kurulmuş olur. Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de Bakara suresi, 261. ayette  “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” buyurarak infak ettikçe malın eksilmeyeceğini aksine artacağını beyan etmiştir. İnfak yapılırken başa kakmadan, incitmeden yapılması  gerekir. Peygamberimizin sahabileri kısıtlı imkanlarına rağmen infakta birbirleriyle yarışırcasına hareket ettikleri gibi örneğimiz Peygamber Efendimiz de sürekli infakta bulunmuştur. Böylece o güzel günlerde başlayan fedakarlık ruhu İslam’ın hâkim o...

Helal Kazancın Önemi

İnsanın mutlu olabilmesi için yüce dinimiz, hayatımızın tüm boyutlarıyla ilgili düzenlemeler yapmıştır. Helal kazanç ise; dinimizin meşru gördüğü çerçeveler içerisinde elde edilen  gelir ve bu gelirle kazanılan rızık demektir. Eğer yaptığımız iş, davranış, söz, yenilen-içilen şeyler  helal dairesinin dışında ise haram dır. Haram; yasak anlamına gelir. Dinimize göre yapılması kesin  bir delille ve açık bir şekilde yasaklanan fiiller haram kapsamında değerlendirilir. Dinimiz İslamın yaşamış örneği olan Peygamberimiz   “Hiçbir kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah’ın Peygamberi olan Davut da kendi elinin emeğini yerdi."                                                                                   Kaynak: Buhâri, Büyu...

İslam Ekonomisinin Ahlakî Temelleri

İktisat kelimesi, orta yolu tutmak, aşırılıklardan uzak ve tutumlu olmak anlamına gelir. Ekonomik faaliyetin sınırsız bir şekilde yapılamayacağını, ahlaki esaslar çerçevesinde yapılması gerektiğini ifade eder. Hiçbir  sınır tanımayan, bireyci, hazcı ve savurgan bir ekonomik tutum sergilemek özgür iradeyle açıklanamayacağı gibi tevhid inancıyla da bağdaşmaz. İslam ekonomisinin ahlaki temelleri: 1.Tüm ekonomik faaliyetlerinde helal kazanç ilkesine göre hareket etmek. 2.Kişinin kazancından infak etmesi. 3. Kul hakkı na  riayet etmesi. 4.İşçinin işini en güzel şekilde yapması. 5.İş verenin ise işçisinin hakları nı gözetmesi. 6. Kanaatkârlık :Helal dairede kazancını yeterli görmek. 7. Cömertlik :kişinin sevgisini, şefkatini, bilgisini, zamanını ve servetini paylaşması. 8. Tasarruf :Bir şeyi idareli ve dikkatli kullanma anlamına gelir. 9. İhsan :İyi ve güzeli tercih ederek, Allah’ın (c.c.) onu her an gördüğü bilinciyle yaşayıp .davranışlarını, eylemlerini ve niyetleri...

Sosyal Hayatla İlgili Bazı Temel Ölçüler 2

3. HAK VE ADALETİ  GÖZETME Bir toplumda işler, yapılması gerektiği gibi yapılmaz, iş bilenlere teslim edilmez ve hak edenin hakkı verilmezse o  toplumda birlik, beraberlik ve düzen bozulur. Yüce Allah  şöyle buyurur: “Allah, size emanetleri mutlaka  ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz   zaman adaletle hükmetmenizi emreder…” Nisâ suresi, 58. ayet Peygemberimizin örnek hayatı da bu emrin uygulanışını bize göstermiştir. Hakka riayet etmek ve adaletli olmak Allah’ın (c.c.) hoşnutluğunu ve sevgisini kazanmaya   vesiledir. 4.KARDEŞLİK Aynı anneden ve babadan doğan çocuklara kardeş denilmekle birlikte bu sadece kan bağını ifade eder. Yüce Allah , Hucurât suresi, 10. ayette şöyle buyurmaktadır:                "Müminler ancak kardeştirler…” Bu kardeşlik aynı inanç etrafında buluşan insanların birlik ve dayanışma   ruhunu ifade eden bir kavramdır. Peygamberimiz:  ...

Sosyal Hayatla İlgili Bazı Temel Ölçüler 1

Resim
Toplumu bir arada tutan sahip olduğu değerlerdir. İslam dininde bunlar : ilkelerin başında güven, barış, hakkaniyet, adalet, kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma gibi  değerlerdir. 1. Emniyet ve güven Bir toplumda emniyet ve huzurun sağlanabilmesi için insanların can, mal, namus, akıl ve din gibi temel haklarının korunması konusunda  endişe duymamaları gerekir Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyuruyor: “...Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin ve (bu hususta) Rabbi olan Allah’tan sakınsın...” Bakara suresi, 283. ayet Sevgili Peygamberimiz de bu konuda “Müslüman, insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.”     Tirmizî, İman, 12.  demektedir. 2.Sulh Bireyler veya toplumlar arasındaki çekişmelerin, düşmanlıkların ve çatışmaların anlaşmayla sona erdirilmesidir. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Allah “Eğer müminlerden iki grup birbiriyle savaşırlarsa hemen aralarını düzeltin…”  Hucurât suresi...

Boşanma, Boşanmanın Bireysel ve Toplumsal Etkileri

Kavram  Talak: İslamda evlilik sözleşmesinin sona ermesine talak(boşanma) adı verilir. "Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” 1.Ailede devamlılık esastır. 2.İslamda boşanmadan önce sulh ( barış) yapılmanın çaresine bakılması esastır. 3. Sorunların giderilmesi için hakeme gidilmesi önemli bir uygulamadır. 4.“Allah’ın helal kıldıklarının en kötüsü boşanmadır.”  (Ebû Dâvûd, Talâk, 3.) 5. Boşanma olursa onun da maruf(iyi) bir şekilde olması gerekir. 6. Boşanmadan en kötü etkilenen çocuklardır.