Takvim-i Celali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Takvim-i Celali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2017 Pazar

Takvimler ve Türklerin Tarih Boyunca Kullandığı Takvimler

 Takvim: zamanı günlere, aylara, yıllara bölme metodudur. İnsanlar zamanı ölçerken ölçü aracı olarak Günesi ve Ay’ı kullanmışlardır.
Günesi kullananlar dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşünü esas almışlardır. Bu sekilde oluşturulan takvimlere güneş takvimi diyoruz. 1 yıl 365 gün ve 6 saat olarak hesap edilmiştir.
 Ay’ı kullananlar ise Ay’ın Dünya etrafında 12 kez dönmesini (12 x 29.5 =354) esas almışlardır. Bu şekilde oluşturulan takvimlere ay takvimi diyoruz. 
Tarihte ilk güneş takvimini Mısırlılar, ilk ay takvimini Sümerler oluşturmuşlardır. 
Her toplum kendi takvimini oluştururken kendileri için önemli saydıkları bir günü başlangıç olarak kullanmışlardır. Örneğin; Romalılar Roma’nın kuruluşunu, Müslümanlar Hicreti, Hristiyanlar Hz. İsa’nın doğumunu...
TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER VE ÖZELLİKLERİ
Türkler tarihinden bugüne çeşitli takvimler kullanmışlardır. Güneş ve ay yılını esas alan bu takvimler Türklerin tarihte yaşadıkları büyük dönüşümlerden sonra şekillenmiştir.

Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimler kısaca şu şekilde özetlenebilir:
I. On iki hayvanlı Türk takvimi
II. Celali Takvim
III. Rumi Takvim
IV. Hicri Takvim
V. Miladi Takvim
Türklerin tarih boyunca kullandığı takvimler ve özellikleri kısaca şu şekilde özetlenebilir:
12 Hayvanlı Türk Takvimi:
12 Hayvanlı Türk takvimi, Türklerin kullandığı ilk takvimdir. Bu takvimde güneş yılı esas alınmıştır. 1 yıl 365 gün ve 5 saat olarak hesap edilmiştir. Takvim 12 yılda 1 devir yapmaktadır. Yıllar sayı ile değil hayvan adları ile isimlendirilmiştir. Aylar ise sayılar ile belirtilmiştir. 12 Hayvanlı Türk Takvimini Türklerin haricinde Tibetliler ve Çinliler de kullanmışlardır.
Hicri Takvim:
Hicri takvim, Türklerin İslamiyet'i kabul etmelerinden sonra kullanmaya başladığı takvimdir. Hicri Takvimde ay yılı esas alınmıştır. 622 yılı Hicri Takvimde başlangıç olarak kabul edilmiştir. Hz. Ömer döneminde oluşturulan Hicri Takvim ülkemizde 1 Ocak 1926 tarihine kadar kullanılmış olup, günümüzde dini ay ve günlerin belirlenmesinde halen kullanılmaktadır.
Celali Takvim:
Celali Takvim, Büyük Selçuklular döneminde Sultan Melik Şah tarafından ekonomik amaçlarla hazırlatılmış ve kullanılmıştır. Celali Takvimde güneş yılı esas alınmıştır.Celali Takvimin başlangıç tarihi olarak 1079 yılı esas alınmıştır. Celali Takvimi Türkler haricinde Babür Devleti de kullanmıştır.
Rumi Takvim:
Rumi Takvim, Osmanlı Devleti'nde ekonomik amaçlarla 1839 yılından itibaren Hicri Takvime ilave olarak kullanılmaya başlamıştır. Rumi Takvimde güneş yılı esas alınmıştır. 
Miladi Takvim:
Miladi Takvim ülkemizde 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren kullanılmaya başlamıştır. Miladi takvimde güneş yılı esas alınmıştır.   Başlangıç olarak Hz. İsa'nın doğumu(Milat) 1 Ocak tarihi kabul edilmiştir. Miladi takvim ilk olarak Mısırlılar tarafından şekillendirilmişse de Romalılar ve Papa XIII. Gregorious tarafından geliştirilmiştir.
Not:1917 tarihinde ise Takvim-i Garbi adıyla Miladi Takvime yakın bir takvim kullanılmışsa da 1 Ocak 1926 dan sonra Miladî takvime geçilmiştir.

http://www.eba.gov.tr/video/izle/57775fee3f8a48ff446daaec0d942ee1768262d09c001

23 Nisan 2017 Pazar

Büyük Selçuklu Devleti Kültür ve Uygarlığı L9






 1) Devlet Yönetimi

 Selçuklu Devlet Yönetimi  Türk Devlet Geleneğiyle birlikte  Abbasiler, Sâmânoğulları, Gazneliler ve Karahanlılar devlet sistemlerinden yararlanarak oluşturdukları bir devlet sistemi olup Türk-İslâm  Devlet geleneğinin en üst zirve noktasını temsil eder. Selçuklulardan sonra gelen bütün Türk-İslâm Devletleri  Selçuklu Devlet Sistemini kendilerine örnek almışlardır.
 Selçuklularda, ülke hükümdar ve ailesinin ortak malı sayılırdı. Ülkeyi yönetme yetkisinin Allah  tarafından verildiğine inanılırdı. 
 Selçuklu devletinden ülkenin hükümdarın ve ailesinin ortak malı sayılması sık sık taht kavgalarına yol açardı. Şehzadeler/ Melikler eyaletlere atabeyler nezaretinde yetiştirilmek üzere  melik olarak atanırlardı. Buradaki amaç hükümdar çocuklarının yönetim tecrübesi kazanmasıdır.

Selçuklu Devletinde devlet işleri Divan-ı Saltanatta (Büyük Divan) görüşülürdü. Eğer divanda herhangi bir karar alınacaksa bu kararlar sadece Sultan onaylarsa geçerli olurdu. Sultan olmadığı zaman Büyük Divana vezir başkanlık etmekteydi.

  1. Divan-ı İstifa: Maliye ve ekonomi işleri ile ilgilenen birimdir. Müstevfi başkanlığında toplanır. 
  2. Divan-ı İşraf: Askeri ve hukuk işleri dışında kalan diğer işleri denetlemekle görevi olan birimdir. Müşrif başkanlığında toplanır. 
  3. Divan-ı Arz: Ülkenin asker ve ordu işlerini yürütmekle görevli olan birimdir. Ariz başkanlığında toplanır. 
  4. Divan-ı Tuğra: Devletin iç ve dış yazı işlerini yürütmekle görevli olan birimdir.        
Büyük Selçuklu Devletinde halkın dilek ve şikayetlerinin dinlendiği ve hukuk işlerine bakıldığı  sultan başkanlığında toplanan divana Divan-ı Mezalim adı verilmekteydi.
Büyük Selçuklu Devletinde hükümdarlık alametleri hutbe okutmak, para bastırmak, taht, bayrak, çetr, asa, hilat, nevbet, tuğ ve tuğradır.  Halife tarafından onaylanan Hükümdarlar adına hutbe okunurdu. 
Hükümdarlar sınırsız yetkiye sahip değillerdi. Törelere ve İslamiyet’e uygun hareket etmek zorunda olan hükümdarların çocukları da vilayetlere yönetici olarak gönderilmekteydi.           

Büyük Selçuklu Devletinde ülke, eyaletlere ayrılarak yönetilmiştir. Bu bilgilerle beraber Selçuklu Devleti ile ilgili aşağıdaki terim ve unvanları unutmayalım. 
 Menşur: Halife tarafından verilen ferman
 Alem: Bayrak 
 Hilat: Hükümdar giysisi. 
 Çetr: Saltanat şemsiyesi. 
 Nevbet: Büyük davul. 
 Sikke: Para.
 Melik: Eyalet başlarına atanan aile mensupları. 
 Atabey: Meliklerle beraber tayin edilen ve onları eğiten bilgili ve tecrübeli devlet adamları.
 Şıhne: Askeri vali. 
 Amid: Sivil vali. 
 Amil: Bulunduğu şehrin maliyecisi. 
 Muhtesip: Belediye işlerinden sorumlu. 
 Subaşı: Şehrin güvenlik ve asayişinden sorumlu. 
Not :  Atabeyin Osmanlılarda karşılığı Lala’dır.

2) Ordu Yönetimi: 

Selçuklu Devletinde ordu onluk sisteme dayanmaktadır. Ayrıca ordu 6 ana bölümden oluşmaktaydı.

  1. Gulemanı Saray: Çeşitli milletlerden toplanan kişilerin özel bir eğitimle saray için yetiştirilmesi ile oluşmuş askerlerdir.
  2. Hassa Askerleri: Çeşitli Türk boylarından oluşan  özel eğitimli atlı askeri birliklerdir.
  3. Eyalet Askerleri: Melikler ve valilerde savaş zamanı emrindeki askerlerle Sultan’ın ordusuna katılırdı.
  4. Bağlı Devlet ve Beyliklerin Askerleri: Büyük Selçuklu Devleti’ ne bağlı devlet ve beylikler de savaş zamanı Büyük Selçuklu Devleti’ne asker verirlerdi. (Ermeni ve Gürcü krallıkları gibi)
  5. Türkmenler: Göçebe olarak yaşayan Türkmenler gönüllü olarak Sultan’ın ordusuna katılırlardı.
  6. Sipahiler: İkta (toprak sahibi) olanların, gelirlerinin bir bölümü ile beslemek zorunda oldukları askerleridir.

 Not: Guleman-ı Saray askerleri Osmanlıdaki Kapıkulu Askerlerine örnek teşkil edecektir. 

 3) Toprak Yönetimi: 

Büyük Selçuklu Devletinde toprak devletin mülkiyeti ve kontrolü altındaydı. Bu topraklar dörde ayrılmaktadır. 
  A)Has Arazi: Bu toprakların geliri Sultan, Sultanın ailesi ve yakınlarına aittir. 
   B)İkta Arazi: Maaş karşılığı asker beslemek şartıyla geliri devlet adamları ve memurlara verilen arazilerden oluşmaktadır. Bu sistemde ikta sahipleri, elde ettikleri gelirle hem kendi geçimlerini sağlamakta hem de elde bulunan askerlerin masraflarını karşılamaktaydılar. İkta sistemi Osmanlıdaki Tımar sistemi yani dirlik sistemine öncülük edecektir. 
 C)Mülk Arazi: Devlete uzun süre hizmet etmiş ya da üstün hizmetlerinden ötürü şahıslara verilen özel mülk arazilerinden oluşmaktadır.
   D)Vakıf Arazi:   Sosyal tesisler ve hayır işlerine geliri aktarılan topraklardır. Vakıf arazi olarak belirlenen toprak başka türlü hiçbir şekilde kullanılamazdı.
4) Hukuk Sistemi
 Selçuklularda hukuk sistemi örfi ve şer’i olarak ikiye ayrılmaktaydı. Şer’i Hukuk işlerine yani dine dayalı olan hukuk işlerine Kadı’l Kudad başkanlığındaki kadılar bakmaktaydı. Örfi hukuk yani geleneklere dayalı hukuk işlerine de Emir-i Dad başkanlığındaki mahkemeler bakmaktaydı. Ordu içinde çıkabilecek her türlü anlaşmazlıklara ise Kazasker yani Kadıasker bakardı. 

 5) Yazı, Dil ve Edebiyat: 

İlk Türk İslam devletleri içinde yer alan Selçuklu Devleti yazı dili olarak Arap alfabesi kullanılmıştır.  Selçuklu Devletinde bilim dili Arapça, resmi yazışmalar Farsça, günlük konuşma dili ise Türkçe olmuştur.  

. 6) Bilim ve Sanat: 

 * Selçuklu Devletinde yer alan bilim adamları ve yaptıkları 
İlk olarak Tuğrul Bey zamanın açılan medreselerin en önemlisi Vezir Nizamülmülk tarafından Bağdat’ta açılan Nizamiye Medresesidir.Ayrıca Vezir Nizamülmülk tarafından oluşturulan Siyasetname adlı eser de hükümdarlara devlet yönetimi ve düzeni hakkında bilgi veren bir siyasal bilimler eseri niteliği taşımaktadır. Nizamiye Medresesi Dünyanın ilk Üniversitesi sayılmaktadır ve sonraki devletlere örnek teşkil etmiştir. 
 İbni Sina: Özellikle Tıp ve felsefe alnında eserler vermiş ve 982-1037 yılları arasında yaşamış olan İbni Sina, Batıda Avicenna adı ile tanınmıştır. El Kanunu Fit-Tıp adlı kitabı Batı dillerine tercüme edilerek ünivesitelerinde okutulmuştur. Tıbbın Hükümdarı diye anılan İbni Sina, Hipokrat’tan sonra tıbbın ikinci babası olarak kabul edilmiştir. 
 Selçuklu Devletinde bilim alanında Astronomi dalında da önemli çalışmalar mevcuttur. Ömer Hayyam tarafından oluşturulan bir kurul, Takvim-i Celali ve Takvim-i Melikşah adında bir takvim meydana getirmiştir.  
 Selçuklu Devletinde en fazla gelişme göseren sanat dalı mimari olmuştur.  Selçuklu Devletinde yer alan mimar eserler:  Zavere Camii, Mescid-i Cuma, Diyarbakır Ulu Camii, Kazvinde yer alan Mescid-i Camii, Gülpayegan Camii, Nizamiye Medresesi, Cihil Dühteran, Herrekan Kümbetleri, Kümbet-i Ali, Kümbet-i Surh, Sultan Sencer Türbesi, Tuğrul Bey Türbesi, Hoca Ahmet Yesevi Türbesi ve İmam-ı Gazali Türbesi Büyük Selçuklu Devletinde yer alan önemli mimari eserler olarak göze çarpmaktadır.     Süsleme sanatı, halıcılık, çinicilik, minyatür, hat sanatı ve seramik yapımı da bu dönemlerde yaygınlaşmıştır. 
 Minyatür İslamiyet öncesinden beri süre gelirken, Hat sanatı yani İslami yazı yazma sanatı bu dönemden itibaren yoğunlaşmış ve bu alanlarda önemli eserler meydana gelmiştir. 

 7) Sosyal ve Ekonomik Hayat:

 Selçuklu Devleti ve ilk Türk İslam devletlerinde halk yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. Yönetenler askeri ve yüksek derecedeki memurlardan oluşmaktayken, yönetilenler göçebeler, köylüler, şehirliler ya da kasabalılardan oluşmaktaydı. Sınıfsal farklılıklar yoktur. Eşitlik, anlayış ve hoşgörünün mevcut olduğu bir toplumdu. 

 Ticarete çok önem veren Selçuklu Devleti bir çok kervansaray yaptırmıştır ve ticareti canlı tutmaya çalışılmıştır. Kervansaray, Türk İslam devletlerinde ticaret yolları üzerine güvenli ticaretin yapılabilmesi sebebiyle inşa edilen konaklama merkezleridir. Ribat kervansarayların ilk örneklerini oluşturan ve ilk olarak Karahanlılarda görülen sınır boylarına yaptırılan kalelerdir. Bu kaleler ilk olarak güvenlik için yapılmışken sonraları kervanlara barınma olanağı sağlamış ve zamanla büyütülerek kervansaraylara dönmüştür.