Kayıtlar

İslam Kültür ve Medeniyeti etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İslam Medeniyetinin Beşiği Olan Şehirler 2

Resim
Kudüs Bulunduğu bölge Kur’an’da “mukaddes toprak”, “iyi, güzel bir yer” olarak nitelenmiştir.29 Müslümanların ilk kıblesidir. Mirac mucizesinin mühim bir noktasıdır.Yeryüzünde ziyaret edilebilecek üç mescitten biri olan Mescid-i Aksa burada yer almaktadır. Tevhid inancının temsilcisi olan peygamberlerin mirası, Müslümanların şehridir.  Kudüs, yeryüzünde üç semavi din tarafından kutsal kabul edilmiştir. Bu dinlere ait mahalleler ve ibadethaneler burada iç içe geçmiş biçimde yer alır.  17. yüzyılda her yönden güvenli hale getirilen şehirde, çoğunluğu oluşturan Müslümanlardan başka Yahudi, Frenk, Rum, Ermeni, Maruni, Gürcü, Kıpti, Habeş ve Keldaniler gibi etnik unsurlar barış içinde yaşamaktaydı.30 İslam coğrafyasının farklı ülkelerinden gelip şehre yerleşen âlimler, inşa edilen medreseler ve kütüphaneler sayesinde Kudüs ilmi faaliyetlerin üst seviyeye çıktığı bir şehir haline gelmişti. Kudüs, İslam hakimiyetleri ve bunlar içinde özellikle Osmanlı döneminde zirvesine ul...

İslam Medeniyetinin Beşiği Olan Şehirler 1

Mekke’de doğan, Medine'de devlet haline gelen İslamiyet, fetihler, göçler, alimler ve tüccarlar eliyle kısa sürede Uzak Doğu’dan Atlas Okyanusu’na, Avrupa’nın içlerinden Afrika’nın güneyine kadar geniş bir alana yayılmıştır. İslam coğrafyasında yer alan; Mekke, Medine, Kudüs, Kûfe, Kahire, Şam, Halep, Bağdat, Kurtuba, San’a, Marakeş, Tunus, Fas, Kayravan,Tlemsen, Timbuktu, Semerkant, Buhara, Belh, Herat, Kazan, Musul, Bursa, İstanbul, Saraybosna, Isfahan, Yezd, Şiraz, Kabil, Lahor, Delhi, Agra ve daha birçok şehirde İslam medeniyetini temsil eden seçkin ürünler ortaya konmuştur. Medeniyetimizde Mekke, Medine, Kudüs, Kurtuba ve İstanbul birçok özellikleri nedeniyle ayrıcalıklı bir yere sahiptir Mekke Dağların arasındaki susuz bir vadide kurulmuş, zemzem ile hayat bulmuş, Kabe ile şehre dönüşmüştür. Kur’an’da ‘şehirlerin anası’ olarak nitelenmesi yeryüzünde kurulan ilk şehir olduğunu göstermektedir. Özellikleri: 1. Allah’a (c.c.) kulluk maksadıyla inşa edilmiş ilk mabet...

Şehrin Düzeni ve Fiziki Unsurları

Her şehrin bir “medinetüsselam” olması amaçlanır. Canlı-cansız tüm varlıkların hayat hakkı ve var oluş hikmeti göz önünde bulundurulur. İslam şehrinin yönetiminde yöneticinin anlayışlı, dünyalıklara göz dikmeyen, zevk ve  eğlenceye düşkün olmayan, sorumluluk ve takva sahibi kimseler olmasına dikkat edilmiştir. Yöneticilerle halk aynı mahalleyi ve sokağı paylaşır. Müslümanlar ve gayri müslimler din, mezhep ve geleneklerini kendilerine  sunulan güven ve adalet ortamında rahatça sürdürme imkânına sahiptir. Mahallelerin ve camilerin birbirine olan uzaklığı, ezan sesinin ulaştığı mesafeye göre belirlenmiştir.  İslam şehrinde hayatın akışını ibadetlerin yapılma süreçleri düzenler. Günlük işler sabah ve akşam  namazı vakitleri arasında bitirilir.  İslam şehrinin mimari yapılanmasında mütevazılık esastır. Müslümanların şehircilik anlayışının temel unsurları: a.Dini merkez : Mabet İslam şehrinin merkezi, adeta kalbi durumundadır. Camiler, mimari olara...

Şehir ve Özellikleri

Şehrin birbirinden farklı iş, meslek, yapı ve insan çeşitliliğine sahip olduğu, neredeyse yirmi dört saat hiç uyumayan bir insan gibidir. Hareketlilik şehirlerin temel özelliklerinden biridir. Şehir ile şehirliler arasında sürekli bir etkileşim hali söz konusudur. Şehrin diğer özelliği, kendi sakinleriyle  birlikte farklı bölgelerden gelenlerin yerleştiği bir mekan olmasıdır. Şehrin nüfus yapısı ve diğer özellikleri, şehirlilerin birbirlerine tahammül etmesini gerektirir. Şehirlerin diğer özelliği kendilerine özgü bir ruhunun olmasıdır. Bu özelliği tam olarak İslam şehirlerinde görmek mümkündür. Mabet, mektep, mahalle, sokak, ev, konuşulan dil, müzik, şiir, yeme-içme ve giyim-kuşam bu ruhtan izler taşır. Şehrin sakinlerinin şehrin kimliğini oluşturan inanç ve ideallere uygun davranması, şehrin kültüründen ve refahından yararlanması, şehri tanır hale gelmesi, şehri sahiplenmesi ve yaşadığı şehre değer  katacak bilince ulaşmasıyla şehirli kimliği ortaya çıkmış olur. ...

İlmi Faaliyetlerin Diğer Medeniyetlere Etkileri

İslam kültür ve medeniyetinin  ilim faaliyetlerinin   ayırt edici özellikleri: Evrensellik : Fetihlerin yardımıyla tüm dünyaya açılma sürecinde karşılıklı kültür etkileşimi ile gelişmiştir.  İlmi faaliyetlere gelişime ve değişime açık olmak bakımından ön yargısız bir bakış açısı kazandırmıştır. Metodik çalışma : Gerçeğe ulaşmak için izlenen yol olan müşahade (deney ve gözlem) ile teorinin  birlikteliği ya da işteşliği yöntemi tarihte ilk kez ortaya konulmuştur. Ahlaki tavır : Karşılıklı görüşlere saygı, kaynağını mutlaka belirtilerek iç ve dış tenkidin yapılması, varılan  kanaatin ayrıca belirtilmesi, ilmi güvenilirliği sağlayan yegane ölçüt olarak kazandırılmıştır. Müslümanların dünya bilim tarihine etkilerini ve katkılarını şu dört başlıkta sınıflandırabiliriz: 1.İlmi birikimin korunup devamlılığının sağlanması. 2.İlimlerin her yönden gelişmesinin sağlanması. 3.İlimlerin yeryüzündeki coğrafi yayılımının sağlanması. 4.Yeni ilim dallarının...

Tercüme Hareketleri

Müslümanlar; Şam, Halep,Antakya ve İskenderiye ,Harran ve Cündîşâpûr  gibi bilim merkezi olan şehirlerin halklarıyla iyi ilişkiler geliştirerek onların ilmive teknik seviyelerinden yararlanmasını bildiler. Halife Hz. Ömer döneminde İslam topraklarına katılan Cündîşâpûr’da kütüphane, tercüme evi, rasathanesi bulunan Hintli ve Yunanlı doktorların görev yaptığı bir tıp okulu mevcuttu. Abbasiler bunlara ve diğer bilim ve teknoloji merkezlerindeki ilim insanlarına gerekli imkânları verdiler. Böylece  bilim ve teknoloji bakımından seviyenin hızla  yükselmesini sağladı. Emeviler Dönemi’nde başlayan tercüme hareketleri, Abbasiler Dönemi’nde hızla  devam ederek büyük bir birikim oluşturmuştur.  Halife Me’mun’un Bağdat’ta 832 yılında kurduğu “Beytü’l-Hikme” adlı ilim merkezi tam bir inceleme araştırma kütüphanesi ve tercüme merkezi olarak faaliyet göstermiştir. Süryanice, Farsça, Hintçe ve Yunanca başta olmak üzere çeşitli dillerden çevrilen eserler sayesinde tıp, r...

Hadislerin Tedvin ve Tasnifi

ÜÇ DEVRE Kitâbet(Yazılması) Herhangi bir sahabinin bizzat Hz. Peygamber’den duyduğu hadisleri kendisi için yazıp bir araya getirmesi olayıdır. Bunlar, hatırlamak maksadıyla tutulmuş özel notlardır. Tedvîn(Toplanması) Dağınık malzemenin bir araya toplanması demektir. Dillerde ve/veya değişik yazı malzemeleri üzerinde dağınık halde bulunan hadis metinlerinin herhangi bir sınıflandırmaya tabi tutulmaksızın bir araya getirilmesidir. Bu demektir ki, tedvin; Henüz yazıya geçmemiş rivayetleri yazıya geçirmek ve eskiden yazılmış veya yeni yazıya geçirilmiş olan hadis metinlerini ayrıma tabi tutmadan bir araya toplamak, gibi iki ayrı işi ifade etmektedir. Tasnîf(Sınıflandırılması) Tasnif ise tedvin edilmiş (müdevven) malzemenin, ya sahabi ravisine ya da ilgili alanlarına göre belli bölüm ve bab/konularda  “toplanması”nı ifade etmektedir. Tasnif, zaman olarak, tedvinden sonraki bir döneme ait, “kitaplaştırma anlamında bir toplama” faaliyetidir. İlme teşvik Kur’an’ın ilme teşviki «De ki: B...

İlmi Hayatın Gelişimi ve Dünyadaki Etkileri

1. Kur’an-ı Kerim’in Cem ve Çoğaltılması Kur’an’ın sözlük anlamı “okuma, ezberden okuma, bir şeyi yüklenme”dir. Kur'an-ı Kerim'in indirildiği  yerdeki toplum olan cahiliye Arap toplumunda edebîyat söz sanatları oldukça ileri seviyedeydi. Bu ortamda indirilen Kur’an-ı Kerim, mesajı mevcut söz sanatlarının tüm inceliklerini içinde barındırır şekilde indirilmiştir. Bu özellik metnin hafızada tutulması yoluyla muhafazasını da kolaylaştırmıştır Hz. Muhammed (s.a.v.) de ilk vahyin inişinden, son vahye kadar Kur’an’ın tüm bölümlerini, 23 yıl boyunca sahabeden seçilen özel görevlilere (42 adet vahiy katibi) kaydettirmişti. Her yıl Ramazan ayında o ana kadar inmiş olan tüm bölümleri Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Cebrail’e ezberinden okuyor, bu esnada sahabiler de ellerindeki kopyaları onun okuyuşuyla karşılaştırıyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v.) hayatının son yıllarında aynı zamanda iyi bir hafız olan vahiy kâtibi Zeyd b. Sabit’i (ra.) Kur’an metinlerinin yazım ve tasnifiyle gör...

Kur'an ve Sünnette İlim

  İlim, hem cehalet hem de zan kavramlarının zıddı olarak hayata dair yol gösterici birikim elde etme üzerine temellendirilmiştir. Kur’an’a göre Allah (c.c.) görünen ve görünmeyen herşeyin bilgisine sahiptir.      İslamiyet bir ilim dini, onun meydana getirdiği medeniyet de her şeyden önce bir ilim medeniyeti olarak şekillenmiştir. Varlıkların olduğu gibi bilginin de engin bir deniz olarak yegâne sahibinin ve kaynağının Allah (c.c.) olduğu gerçeği, Kur’an’da birçok kez vurgulanmaktadır.          Yunus suresi 5. ayette “O, güneşi bir ışık (kaynağı),ayı da (geceleyin) bir aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, ayetlerini bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.” buyurmaktadır       Kesinliğe ulaşmamış bir bilgi,İslam dininde değerli ve geçerli değildir. Nitekim,Yunus suresi 36. ayette :...